Güncel
Bizi Takip Et
0226 - Pasta Tatma

0226 - Pasta Tatma



Super God Gene 0226.Bölüm: Pasta Tatma



 Çevirmen: Kylerxy
Düzenleyici: Faen_the_1134

Bölüm 226: Pasta Tatma

Yarıyıl değerlendirmesinden sonra Han Sen da arkadaşları,Yi Yanran ve Qu Lili ile kafetaryada kutluyorlardı.
''Han Sen, hepimiz insanız. Nasıl böyle bir fark var? Oyun oynayarak ya da sevgili yapmayla vakit geçirmedim. Yaptığım tek şey okçuluk depertmanında eğitim ve tüm alabildiğim bir A idi. Sen hiçbir zaman depertmanda değildin ve savaş araçları sürüyor ve tüm zamanını kız arkadaşınla oynamakla geçiriyorsun. Nasıl sen S alabilirsin? Bu adil değil''
Shi Zhikang açıkladı.
''Hadi ama. Sen de tüm zaman Ağır Savaş Araçları Derneği'ndesin'' Dedi Lu Meng.
''Lu kimin tarafındasın?'' Shi Zhikang, Lu Meng'e baktı.
''Senin değil''
Lu Meng güldü.
...
Akşam yemeğinden sonra, tüm arkadaş grubu geç saatlere kadar oyun oynamaya ve karaoke'de şarkı söylemeye gitti. Han Sen, Shi Zhikang'a Qu Lili'yi götürmesini ima etti böylece sevgilisi ile başbaşa kalabilirlerdi.
''Neden beni takip ediyorsun?'' Yurt binasının önünde Han Sen üst kata çıkmaya hazırlanıyordu.
''Yatağını ısıtacağım'' Han Sen sırıttı.
''Buna ihtiyacım yok'' kızardı ve sertçe söyledi.
''Güzellik, bir kaç gün önce bana yarım milyon verdiğini unuttun mu? Bir profesyonel olarak, tüm her şeyimle hizmet ederek senin yatağını ısıtmalıyım.'' Han Sen göz kırptı ve söyledi.
''Defl, eğer başka birisi bizi görürse, seni affetmeyeceğim'' Ji Yanran kızardı ve dudağını ısırdı.
''Yani, bizi kimse görmezse, seni yukarı kadar takip edebilirim'' Han Sen doğal bir şekilde sordu.
''Bu nasıl mümkün olabilir? Geri dön.'' Ji Yanran dudaklarını kıvırdı.
Han Sen ayrılmadı. Kameranın olmadığı bir yere gitti ve kutsal kanlı şekil değiştirici canavar ruhunu çağırdı .Aniden çevrenin bir parçası haline geldi.
Ji Yanran'ın gözleri genişledi ve erkek arkadaşının gözleri önünde kaybolmasını izledi. Olduğu bölgede duran kimseyi göremediği için çok şaşırmıştı.
Hala orada olup olmadığına bakmak için ona dokunmak zorunda kaldı.
''Hangi çeşit bir canavar ruhu bu?'' Ji Yanran şaşkındı.
''Renk değiştirici. Şimdi yukarı gelebilir miyim?'' Han Sen gülümseme ile sordu.
''Uzak dur. Eğer birisi seni görürse, ölürsün.'' kızardı ve merdivenlere gitti.
Han Sen yavaşça onu takip etti. Neyse ki, zaten karanlıktı ve yakınlarda kimse yoku. Han Sen'in hareket ettiğini gösteren bazı izler olmasına rağmen, onları keşfedecek kimse yoktu, bu yüzden direkt odaya geldi.
Qu Lili oda arakadaşları tarafından sürüklendiğinden bir süre gelmeyecekti. Ji Yanran erkek arkadaşının içeri girmesine izin vermeden önce orada kimsenin olup olmadığa bakmak için kapıyı açtı.
''Bir şeyler yemek ister misin? Sadece içiyordun ve pek bir şey yemedin?'' Ji Yanran söyledi, dolapta neler olduğuna bakıyordu.
''Sen yeterlisin. Başka bir şey istemiyorum'' koltukta oturan Han Sen bir gülümseme ile söyledi.
''Bir kaç dakika ciddi olabilir misin?'' Ji yanran biraz pasta aldı ve biraz su getirdi.
''Ben ciddi ve profosyonelim, yarım milyonu geri ödemeye çalışıyorum.'' Han Sen söyledi.
Ji Yanran onun bakışını gördü ve güldü. Gözlerini yuvarladı ve söyledi. ''Peki eğer yemiyorsan ben yerim.''
Daha sonra bir tabağa bir parça pasta koydu ve yemeye başladı.
Onun yanında oturan Han Sen kız arkdaşına bakıyordu.
''Neye bakıyorsun?'' Ji Yanran onun bakışları altında kızardı.
''Sana, yanağında pasta kalmış'' Han Sen uzandı.
Ji Yanran yüzündeki pastayı alıp temizleyeceğini düşünmüştü ama onun yerine çenesini tuttu ve pastayı yaladı.
Sonra kremasını dudakları ile yaladı ve 'Lezzetli'' dedi.
Ji Yanran'ın gözleri parladı ve aniden elindeki bütün kek parçasını Han Sen'in yüzüne çarptı. (bu kız da iyice sapıklaştı)
Han Sen şoktayken, omzuna dokundu ve söyledi ''Senin yanağında pasta kalmış.''
Han Sen sersemledi.Kızarırken onun yüzündeki bir parça kremayı küçük dilini kullanarak yaladı.
Han Sen artık daha fazla geri duramazdı.Onun belini tutmak için uzandı ve onun yüzünü kendi yüzüyle sürtü,yumuşak teni ile krem'i aynı anda tadıyordu.
Elleride dolgun kalçasına doğru yol aldı.
İkiside bu eğlencenin tadını çıkarırken, aniden kapının açılma sesi duyuldu.
''Bir şeylerin yanlış olduğunu biliyordum. Dahi, sen kızların kalbini çalmada bir dahisin.'' Qu Lili gülümseme ile yürüdü.
Ji Yanran, Han Sen'in kollarından zıpladı, Qu Lili'ye baktı ve hiçbir şey söyleyemedi.
''Shi Zhikang sana güvenmemeliydim. Bu kadar çabuk onu nasıl bıraktın?'' Han Sen düşündü. Bundan kaçmanın bir yolu yoktu ve kendini affettirmek zorunda kaldı.
Artık bu geceki çabalarını devam ettirebilmesinin bir yolu yoktu.
Onun gidişini izleyen Qu Lili'nin yüzünde karışık bakışlar vardı.
Han Sen'in comlink'i çalmadan önce çok uzaklaşmadı. Han Sen, Ji Yanran olduğunu düşündü ve yanıtladı ama onun yerine holografik görüntüde beyaz iç çamaşırıyla Huangfu Pingqing'i gördü.
''Kardeş Han, anlaşmamızı hala hatırlıyor musun? Yarın zamanın var mı?'' Huangfu Pingqing gülümseme ile sordu.
''Evet, nereye gitmek istiyorsun?'' Han Sen burnuna dokundu ve söyledi.
Huangfu Pingqing ile kontrat imzaladıklarında onunla bir kez avlanmaya gideceğine söz vermişti ve sözünü onurlandırmak zorundaydı.