Güncel
Bizi Takip Et
103 – Canavar Köleler

103 – Canavar Köleler




  Tensei Shitara Slime Datta Ken Bolum- 103 – Canavar Köleler


Önceki Bölüm || Seriye Git || Sonraki Bölüm

Çevirmen: Macoor

Bolum- 103 – Canavar Köleler


Korkuyu hissedenlerin tepkileri çetindi.

Korkmuş olan seyirciler geçen süre zarfında kendini sakinleştirmeye başladılar.

Gozular ve Mezular İblis lordun hakisini hissettiklerinde tehdit edildiklerini düşündüler. Haki daha zayıf yaratıklar içinde oldukça yoğun bir etkiye sahip görünüyordu.

Onlar sevimli dış görünüşüme rağmen korkuyu iliklerinde hissettiler.

Bu adamlar küçük miktarda güçten gerçekten korkuyorlardı.

Çoğunluğu anlattığım gibi kendilerini sakinleştirmeyi başardı, teknoloji sayesinde bölgeye kurulan küre ile artık daha fazla korkmazlar.

Ama sorunlarımız burada başlıyor.

Son gelen seyirciler bana yakınan Elflerdi…

Görüşmeye gelenler Elflerin büyükleriydi çok fazla olmalarına rağmen, özellikle kadın Elf sayısı hayal kırıklığına uğrattı.

Evvela Elf ırkı genellikle uzun yaşamlarıyla bilinirdi.

Orman perileri soyundan geldiklerini söylediler, onların yaşam süreleri ortalama olarak 500 ile 800 yılları arasında.

Hatta daha uzun süre yaşamış olduklarını öne sürenler bile var, onlar peri varoluşuna daha yakın varlıklar.

Vücutları, insan ırkının 20 yaşındaki hali gibi göründüklerinde yetişkin olurlar, bu noktadan sonra yaşlanmaları durur.

İnsan ırkı ölümüne kadar yaşlandıkları için Elf ırkını kıskanırlar.

Onları Elflerin yaşlıları olarak adlandırıyor olsak bile, onların hala dinç(genç) görünümleri var.

Elfler ölümlerine doğru yaklaştıklarında, onlar hızlıca yaşlanmaya başlarlar ve sonra kabaca 20 ila 30 yıl arasında yaşlanma işlemi başlar sonra bunama riskiyle yüzleşirler, aynı yaşlı insanlar gibi.

Ölüme iyice yaklaştıklarında, üremek istemedikleri gibi verimli bir bedene de sahip değiller. Bu nedenlerden dolayı, sayıları oldukça az.

Sayılarının az olması onların topluluğunun bir görüşü(kuralı gibi), çünkü onlar çok uzun yaşadıkları için köylerinde doğum kısıtlaması var. Bunu daha öncede biliyordum, yine de bilgilendirildim ve geçmişte ki (Çn: ölmeden önceki zamandan bahsediyor) bilgilerimi doğruladım.



Her halükarda, Elf soyunun kökeni pixie’ler (Çn:farklı bir peri türü) ile perilerin karışımıdır. Bu şekliyle, cüce ırkıyla oldukça benzeler, her ikisinin içinde de peri kanı olmasına rağmen, çeşitli sebeplerle bu iki ırk birbirleriyle anlaşamazlar.

Peri ırklarının uzun unutulmuş geçmişi ile diğer ırkların ataları yeni neslin yetişmesine öncülük etti.

Geçmişte olanları basitçe yargılayamıyorum. Bir perinin kendi başına çocuk sahibi olabileceğinin mümkün olup olmadığını bile bilmiyorum.

Üstüne üstlük, Şu anda bildiğim tek gerçek peri Ramiris… Dürüst olmak gerekirse, bir ırk için iyi bir izlenim değil ama gelişmelere aklımı açık tutacağım.

Ramiris’e baktığımda, ne kadar geriye bakmaya çalışsa da geçmişi hatırlayamadı. Tekrarlanan bir reenkarnasyon geçirmiş gibi görünüyor.

Bunları hatırlarken yaşlıların isteklerini dinlemeye devam ettim.

Yaşlılar formalite olarak başlarını eğmeye başladı.

(Yaşlı Elf 1)

[“Seninle tanışmak bir onurdur. Elbette, bugün kutlama için uygun ve… Beni affet, ama oldukça bencil isteklerimizi dinler misin?”]

Bundan sonra, ana konu üzerine tartışmaya girdik.

Kısaca, köylerinde birkaç kişinin kaçırıldığını söyledi. Onları kurtarmak için yardımımızı istiyorlardı.

Yüzlerinde ki umutsuz bakışlarla benden yardım istediklerini düşünürsek, durum hakkında yalan söylemedikleri konusunda ikna oldum. Dürüst olmak gerekirse, bana başvurmaları iyi bir fikir olabilirdi.

Onların zor durumlarını detaylı olarak dinledik.

En başından beri Elfler, çok güçlü bir illüzyon tipi bariyerin koruması altındaydı ki bu da girmek isteyen davetsiz misafirlerin yaklaşmalarını engelleyecekti.

Uzun yaşamlara sahip oldukları için en usta üyeleri bu bariyeri dış tehditlere karşı korumak için oluşturmuşlardı. Görünüşleri her zaman son derece çekici olduğu için, aynı zamanda açgözlü insan tacirlerinin de hedefleriydiler.

Ancak, üç yüz yıl önce bariyeri yaratan usta, yabancı bir ulusa kendini adadı ve köyden ayrıldığında bariyerde sorunlar ortaya çıkmaya başladı.

Topluluğundan oldukça saplantılı ve genç bir bireyin hala tomurcuklanan yeteneklerini kanıtlamak istediği ve kendisi ile eski ustası arasında ki boşluğu (Çn: ustası ile kendisi arasındaki güç düzeyinden bahsediyor) kapatmak istediği anlaşılıyor. En sonunda bariyeri kırdı ve bariyerin koruması olmadan yaşamak çok zordu.

Bu yaklaşık yüz yıl önce meydana geldi, Mezu ve Gozu arasındaki savaş daha yeni başlamıştı.

Diğer bir deyişle, Şansları yaver gitmiyordu.

Bu nedenle, sorunlara neden olan bozulma etkileri nedeniyle, gizli köy içinde yaşamak oldukça zor hale gelmiştir.

Büyük Jura Ormanı'nın genişliğinden dolayı, köylerini kurmak için yeni bir yer bulmak oldukça zor olduğu için köylerini hareket ettirmeye başlamak zorunda kaldılar.

Bu arada, sihirli canavar saldırılarının sayısı son zamanlarda çok daha sık hale geldi ve bu zamana kadar bariyerin bakımı tamamen sona erdi.

Görünüşe göre köylerini güvenlik için insan köylerine yaklaştırmaya karar verdiler.

Sonunda… En kötü senaryo olarak köle tacirlerinin saldırısına uğrayacaklarını düşündüler. 

Çoğu insan krallığında canavar köleleri yasaklanmıştır. Bu yüzden Elfler insanlığa en yakın düşünülen yarı-insan türlerinden biri olsa da, hala canavarmış gibi davranırlar. İnsanlardan farklı olarak, daha az insandırlar.

Komşu krallıklarda, bu tür yasaları uygulasalar da, çoğu krallık görevlisi rüşvetle ikna edilirdi.

Çaresiz bir direniş girişiminde bulunmuşlardı, ancak köle tacirleri bu konularda geniş deneyime sahipti. Böylece, sonuç olarak genç Elflerin çoğu yakalandı.

Kısaca böyle oldu.

(Rimuru)

[“Hmm, bu bir gün içinde olan bir şey miydi? Belki de bu olaydan sorumlu olan kişiler hala ormanın içinde ya da ormana yakındırlar. Birkaç gün geçtiyse, o zaman umutsuz bir çaba olabilir…”]

Bunu sormak, en önemli detayı doğrulamaktı.

Sonra…

(Yaşlı Elf 2)

[“Halkımıza yönelik büyük çaplı sürpriz saldırıdan hemen sonra, yeni bir İblis Lordunun ortaya çıktığını duyduk. Sadece bu değil, aynı zamanda bu büyük iblis lordunun geçerliliği kabul edilmişti.

O zamandan beri, gelecek olan iblis lordundan yardım ve koruma dilenmemizin göklerin iradesinin bir göstergesi olduğuna kanaat kıldık.

Bunun ne kadar zor olacağını biliyoruz, ama biz gururumuzu çiğneyip senden yardım istiyoruz.”]

(Rimuru)

[“Anladım…”]

Yani temelde, halkını harap eden sürpriz saldırılardan hemen sonra, tanınmış bir iblis lordunun tahta çıktığını duydular.

Neredeyse tüm seçenekleri ve umutları bitmek üzereyken umutsuzluğa düşmüşlerdi. Böylece, sonunda ormanlarını yöneten bir İblis Lordu'nu keşfetmek onların son umudu haline gelmişti.

Ancak… Bu elflere olan sevgime meydan okumak için ilahi bir test olmayacak değil mi?

Başka bir deyişle, benimle kavga etmek istiyorlar… Tüm bu sıkıntıdan sonra, nihayet ülkemde efler için dükkân açabiliriz.

Aniden karanlık bir düşünce aklımı sardı ve böylece bir plan çizdim.

Affedilemez, Elfleri köleleştirmeye cesaret eden bu insanların asla affedilmesine izin verilmemeli. Böyle davranışlara izin vermeyeceğim!

Yine de, bu işler düzeldiğinde kaç tanesinin benim nedenim için çalışacağını merak ediyorum. Eğer onlardan bir şey istemezsem bu çabaya değmez…

(Rimuru)

[“pekâlâ, size yardım edeceğim. Yakın zamanda işbirliğimizin başarıya ulaşması için dua ediyorum. Kurtarma görevini bir an önce başlatalım. ”]

Onlara söz verdim ve dinlemelerine izin verdim. Uzun zamandır çaresizlik içindeydiler ta ki bana ulaşana kadar.

Köyleri artık yaşamaya uygun değildi ve inşa etmeyi denedikleri yeni köyü kaybetmişlerdi. Durum böyleyken, saldırıdan kurtulanların hepsi buraya geldi.

Bende geri kalanlar köle tüccarlarına kurban gitmesinler diye ülkeme davet ettim.

Av partisine yanımda getirebileceğim kişi sayısı oldukça sınırlı olduğundan ve avcılar, ilk baskını tamamladıkları an geri çekmiş gibi görünüyorlardı. (Çn: Av partisinden kastı köle tüccarlarını avlamak.)

Bu yüzden yanıma Souei’yi yanıma çağırdım ve saldırıya uğrayan elf köyü hakkında soruşturma başlatmasını söyledim. En azından oradan elimize biraz bilgi geçebilirdi.

Şu anda Souei ve diğerleri köyü araştırmaya gidiyor.

(Rimuru)

[“Eğer köye giderken veya dönerken avcılar denk gelirse onları canlı yakalayın. Onların planlarını öğrenin. Onların planlarını bozmak istiyorum.”]

(Souei)

[“Nasıl isterseniz!”]

Souei emirleri yerine getirmek için hızla ayrıldı.

Hmm… Bu güzel olacak.

Sonra, köle tacirleri ile ilgili bir şey bilip bilmediğini sormak için Myormiles ile konuşmaya gideceğim.

Bununla birlikte, elflerle yapılan toplantı az ya da çok sona ermişti, bu konuyu araştırmak için beni yalnız bıraktılar.

Hayallerimde ki elf dükkânlarına sahip olabilmek için yapacaklarımın bir sınırı olmayacak.

---------------------------------

Hemen Myormiles'la konuşmak için yola çıktım. Şu anda emirlerimi uygulamak için meşgul olduğundan onun bana gelmesi konusunda tereddüt ettim yani benim gidip onumla konuşmamın daha iyi olacağına karar kıldım.

Bu konu hakkında bir şeyler bildiğini düşünüyorum.

Bu sefer onlar beni süslemeden, kafamın üstüne bir mandalina koyup beni bir heykele çevirmeden önce oradan çıkmak istiyorum. Böylece beni bir figür olarak görmeden önce oradan kaçmayı başarabildim.

Doğruyu söylemek gerekirse labirent projesini yapmayı çok istesem de elf dükkanları benim için daha önemli.

Şu anda herkesin aklında olması gereken ana öncelik, elf esirlerinin derhal kurtarılmasıdır.

Bu düşünceler aklıma geldiğinde ben ve diğerleri Myormiles’ın çalışma yerine aceleyle gittik.

(Myormiles)

[“Yoksa bu benim değerli Rimuru sama’m mı?

Özürlerimi sunarım burada oldukça yoğunum, başka bir yerde konuşabilir miyiz?”]

(Rimuru)

[“Hmm, doğrusu bu zor bir iş Myormiles-san.

Bu şehrin başı olarak çok fazla insanı selamlamak zorunda kaldım.

Peki, sanırım bugünlerde tek işim bu gibi hissettiriyor.”]

(Myormiles)

[“Ha ha hah, bu doğru.

Peki, Rimuru-sama sizi bu aciz insana getir şey nedir?”]

Hmmm, oldukça yoğun olmasına rağmen bana vakit ayırmaya istekli gözüküyor.

Oldukça yetenekli bir insan.

Başka bir yere doğru yürümeye başladık bu arada çeşitli konular üzerine zaman harcadık orada bulunmamın ana sebebi de dâhil.

İthal kırmızı çayı içerken ona köle tüccarları hakkında bir şey bilip bilmediği sordum.

Konuşmamızdan sonra, mevcut durumumuzu kabataslak düşündüm.

Daha önce bilmediğim şey, bu konunun arkasında tek bir topluluğun olmasıydı.”Cerberus” olarak biliniyorlardı.

Özgürlük birliği gibi toplulukların var olduğu düşünürsek, elbette böyle topluluklarında var olabileceğini düşünüyorum.

Özgürlük Derneği gibi topluluklarda, bir kişi görev ve görev ödülleri talep ettiğinde, aldığı ödülden vergi kesilirdi. Öte yandan böyle gizli gruplar da kazandığın ödülden vergi kesilmez.

Doğal olarak, bu tür görevler yasa dışıdır.

Bununla birlikte, böyle görevlerin olması dünyada kötülerin olduğunu gösterir ve bu görevler toplumun işleyişinin devam ettirilebilmesi için açığa çıkmaması gerekiyor.

Böyle görevler olduğundan dolayı, bu görevlerden faydalanan çok kişi var.

Özellikle kendi ellerini kirletmek istemeyen soylular için gizli örgüt olan Cerberus oldukça kullanışlı.

Bu nedenle, toplumu yöneten çeşitli insanlar arasında böyle kaba bir anlayışla, böyle gizli derneklerin var olmasına izin verilir.

Cerberus topluluğun başında üç kişi vardır, bunlar [Zenginlik], [Kadınlar] ve [Güç].

Yaşamın bu üç yönünü yöneten bireylere “Büyük Üç” denir.

Myormiles ayrıca, Cerberus’tan ayrı olarak büyük ölçekli köle tüccarlığı yapabilecek başka bir organizasyon olmayacağını da belirtti.

Kara borsanın çok geniş etkiye sahip olması olası değil.

Kısacası, Cerberus tarafından yapılan işler daima asiller veya büyük güçler tarafından desteklenir, bu kesinlikle her yerde bulabileceğiniz basit bir şey değildir.

Cerberus, basitlikten karmaşıklığa kadar aslında iyi bir kurallar kümesine sahip bir kuruluştur.

(Myormiles)

[“Ama patron, Özgürlük Birliği ile büyüklük açısından karşılaştırılamayacak olsalar da, hala büyük bir etkiye sahipler. Onlar büyük miktarda serveti kontrol eden büyük bir birlik. Bu sayede, tek bir ülkenin onlarla yüzleşmesi zor olacaktır. İş gereği, birlikte birkaç işlem gerçekleştirdik, ama biz, tabi ki kurallara uyduk. Onlara yarar sağladığı sürece, herhangi bir işi üstleneceklerdi.”]

Bu bahse geçen diğer şeylerdi.

Cerberus’un arasında bile insan köleliği tamamen yasadışıydı.

Bu sefer, canavar olarak nitelendirilmelerine rağmen, aynı zamanda yarı-insan olarak kabul edilirler. Böylece, yeraltı dünyasında yasal ve yasadışı arasındaki gri bölgede bulunurlar.

(Rimuru)

[“Büyük resim’e bakacak olursak.

Eğer biri elfler ile mal alışverişi yapsaydı, böyle bir örgüt olmasaydı muhtemelen durumları böyle olmayacaktı. Onlar terbiyeli bir silahlı grup olsa, muhtemelen elfleri ele geçirmezlerdi…”]

 Bunu yüksek sesle söyledim.

(Myormiles)

[“Eh?

Köle tüccarlarından bahsederken elflerden bahsetmiştin değil mi?

Şimdi düşünüyorum da, bir grup söylenti duymuştum ‘Elf köleler’ hakkında…”]

(Rimuru)

Myormiles bunu söylediğinde, bir şey de hatırladım.

Elf ırkı yüzyıllar boyunca düşüş gösterdi, muhtemelen şuanda sayıları yüzü geçmez.

Etrafta istekli bir elf kölesi olamazdı. Muhtemelen hepsi birbirinin yakını(akrabası), onları bulmalıyım.

[“Bana tüm detayları anlatabilir misin Myormiles-san?”]

Şansımıza bu olayı beklenmedik bir kaynaktan, çözmemize yardımcı olacak bilgileri almış gibi görünüyor.

Bilgiler birkaç soylu hakkında gibi görünüyor

Onunla tanışma fikrinden emin olmasam da bu düşünceyi reddettim.

Myormiles, daha önce o soyluyla aynı yerde bulunduğumuzu söyledi.

(Myormiles)

[“Muhtemelen onu hatırlarsın.

Aynen öyle, geçen sefer sen dükkâna girdiğinde benimle konuşan kişiydi. Bir yönetici olarak benden elf köleler hakkında ki bir iş girişimini desteklememi istiyordu. ”]

(Rimuru)

Hah… Anladım, demek o adamdı.

Onun görünüşünü tamamen unutmuştum ancak, Bilgelik Kralı Rafael o kişinin profilini hemen bana gösterdi. Sonra Myormiles konuşmaya devam ettikçe, Rafael kafama bir görüntü getirdi.

Şimdi onu görüyorum, Şüpheli davranıyormuş.

Şimdi o zaman yapılacak sonraki şey…

[“Bu eleman, benim bölgemde ki insanları da kolayca kaçırabilecek bir casus olabilir mi?

Eğer birisi, benim vatandaşlarımı incitip kaçırmaya kalkarsa, onlara hemen savaş açarım.”]

Tedbir amacıyla Myormiles’a sordum.

(Myormiles)

[“Hmm?

A…ah… Sanırım şöyle bir antlaşma vardı...

Ülkelerin çoğunluğu arasında imzalanan ve anlaşmaya varılan ülkeler arasında, bir ülkenin vatandaşı kaçırılırsa ya da alıkonulmuşsa savaş açmak garip olmazdı. Bu durumda oluşacak savaşlardan kaçınmak için kölelik yasaklanmıştı.

Bununla birlikte, aslında elflerin Tempest ülkesinin vatandaşı olduğunu söylemek yanlış olmaz.”]

(Rimuru)

[“Eh?”]

(Myormiles)

[“…Eh?”]

(Rimuru)

[“Bu doğru mu?”]

(Myormiles)

[“Neden olmasın ki?

Bana soracak olursanız…

Şehrin içinde yaşamasalar bile Jura ormanının içinde olduklarından onlarda bu haklardan yararlanabilirler.”]

(Rimuru)

Hmmm… Bu durumdan daha farklı değil mi?

Aslında düşünecek olursam Jura ormanı’nın topraklarının tamamı bana ait olurken, Jura ormanının benim yetkim altında olması da geçerli bir sebep…

Aslında onlarda Tengu’lara benzeseler de benden yardım istediler. Diğer insanlara benim etki alanımın altına giren insanlara ne kadar yardımcı olduğumu göstermem gerekiyor.

Onlara benim bölgemde yaşama izni veriyorum ve yaşayış biçimlerine karışmıyorum. Onlar etkileşime geçmese bile, diğer milletlerin bu gruplara karışmalarına izin vermeyeceğim.

Sadece bazıları bir İblis lord’unun kutsal saygınlığını kabul etmez, bu basit bir gerçektir.

[“Myormiles-san, Büyük Jura Ormanı bütünüyle benim komutam altında bu durumda, birisi ormanın içinde yaşayanlarla çatışmaya teşebbüs etmemeli eğer ederlerse onları ortadan kaldırmalıyım değil mi?”]

(Myormiles)

[“…hah?”]

(Rimuru)

[“Hayır, zaten Jura Ormanının benim bölgem olduğunu iddia ediyorum. Yani, bunun bir açıklaması olarak gönderdiğimiz davetiyeleri iki katına mı çıkartsak?”]

(Myormiles)

[“…Eh.......?

Bu davetiyeler onaylamış canavar ülkesini tanıtmak için değil mi…?

Aynı zamanda bu dövüş turnuvasını İblis Lord’unun böyle bir ulus üzerinde hüküm sürdüğü haberini duyurmak için yapmadık mı?”]

 (Rimuru)

Görünüşe göre aramızda bir çeşit yanlış anlaşılma var gibi görünüyor. Şayet belki de bütün ormanın benim bölgem olduğuna karar verildiğini bilmiyordur.

[“Myormiles-san…

Bir şeyi doğrulamak istiyorum… Ziyafette bir İblis Lordu olarak benim resmi görevimin başlangıcıyla bana toprak verdiğini ve bu bölgenin Büyük Jura Ormanı'nın tamamından oluşacağının farkında değil misin?”]

Hüküm sürdüğüm toprakların büyüklüğünü fark eden Myormiles, bir şey söyleyemedi.

Beyni kendini o kadar zorladı ki kafasından dumanlar çıkmaya başladı.

Hah? Bunu söylediğim de, bu kadar şok olacağını düşünmemiştim… Bunu biliyor sanıyordum…

Onun bunu bilmediğini düşünmeliydim, benim hatam.

Düşünecek olursak, muhtemelen tüm ormanı nasıl idare ettiğimi açıklayamadı.

Sonra, aniden irkildi ve kendine geldi.



(Myormiles)

[““HAAAAAHHHHH? Tüm Orman mı!?

Tüm Jura Ormanı…

Ne!?

Rimuru-danna… Ben… Eh… böyle büyük bir alanı mı yönetiyorsun!?”]

(Rimuru)

Konuşmamız bir anda kaotik hale geldi.

Ne kadar da şansız, bir anda kendini kandırılmış gibi hissetti sanırım.

Eh, bu dünyada çok daha korkunç şeyler var sanırım bu onların en basiti.

Bununla birlikte, onunla çalışmaya başlamadan önce bu bilgiyi sindirmesini bekledim çünkü onun için ufak bir toprak parçasında çalışmak kolaydı ancak bu kadar büyük miktarda toprakta çalışmak zahmetli olabilir.

Şey, kolay bir hayat istedim bu yüzden onu işe aldım.

Şu anki durumun nesi yanlış, sadece tüm detayları öğrenmemek onun hatası.

Turnuvayı idare etmesi bittiğinde yollarımızı ayırabiliriz belki de.

Tabi ki böyle bir şeye izin vermeyeceğim.

Ayrıcı, gelecekte tüm bu şeyleri ona bırakmamın bir mahsuru olmayacaktır.

Bununla ilgili olarak,  şu anki durumda eşit durumdayız o yüzden bu durumu unutup sadece gülelim.

Değil mi yaşlı Myormiles-san?

(Myormiles)

[“Eh… Neden etrafında böyle mutlu bir hava var…

Daha önce bahsettiğiniz eşit statü hakkı ne oldu!?

Bekle… bu, yoksa sen beni bu konuda da mı yanılttın!?

Demek istediğim, Şuan ki işimden memnun kalmamım hiçbir yolu yok!!!”]

(Rimuru)

[“Bu da ne demek, burada bir problem göremiyorum.”]

(Myormiles)

[“Açıklamam gerekirse bütün işi bana emanet etmeyeceksiniz…

Bu… Büyük Jura Ormanı'nın gelişimi… Her şeyi bana bırakmıyorsunuz… doğru mu…? ””]

 (Rimuru)

[“Ah hah hah hah, neden olmasın!

Eh, bu arada önemli konuyu unutuyorsun.

Şu anda önemli olan şey elfler!”]

Bu konuya devam etmek istiyordu, bu yüzden kafasında konuları tartıp elf konusunun daha önemli olduğuna karar kıldı.

Myormiles az önceki halinden kurtuldu ve yüzünü daha ciddi bir ifadeye bürümüştü.

Benim düşündüğümden daha hızlı bir zihinsel iyileşme hızına sahip. Belki de bu işlerden sonra vazgeçmeyi düşünüyordur…

Bu noktadan sonra işler hızla ilerledi.

Bir sebepten dolayı ülkemde dolaştığı için soylu Cossack’ı iyice sorgulayacağım.

Ve ben önerimi sunmaya başladım.

[“Hayır, bu küçük böceği yakalasalar bile, bunu yapmanın bir anlamı yok. Cossack ortadan kaybolduğu için durmak zorunda kalacaklar,  bu yüzden ‘Şah’ı sürmek için hala çok erken.”]

Bunu önerdim.

Eminim ki, imzalanmış ve yasaya uygun bir karşılıklı yardım anlaşması vardır, bu yüzden Brumund krallığı, bu kez etrafta bulunan serseri soylularla başa çıkacak bir konumda olmalılar.

Doğrudan bunlarla yüzleşmekten ziyade, karşı tedbirler oluşturmaya başlamak için erken olabilir.

[“Bu daha iyi olabilir. Bu arada, kralla hiç tanışmadım, ne yapmalıyım?”]

Myormiles bolca başını salladı. Ben sana bırakıyorum! Şey, ben sadece bir elçiyim.

Böylece, bu planı hemen uygulamaya karar verdik.

Böylelikle, Myormiles’i getirdim ve “Mekânsal transfer kapısı” ile Brumund krallığına yöneldim.

Çarpıklık çatlakları önümde görünmeye başladı. Mekânsal yeteneklerin etkisinden kaynaklanıyor.

Birden fazla konum arasında geçiş yapabilirsiniz, bu, "mekânsal aktarımın" yükseltilmiş sürümüdür.

Bir yere gitmeye karar verdikten sonra oraya hemen gidebiliyorum, bu sayede yanımda başkalarını da götürebilirim. Ama uzun bir büyü olduğu için çok fazla gücü tüketiyor.

Uzay-zamanı manipüle etmek doğal olarak oldukça sıkıntılı. Yine de bu benim için bir sorun değil.

Aktarım süresi kısa olduğundan, oyalanmadan girdik. Myormiles ilk başta sert davrandı, ancak kapıdan sorunsuz geçebildik. Beklendiği gibi, büyük bir yapıydı.

Belki de, İblis Lord’larının nasıl düşündüğünü anlamaya başlıyorum çünkü artık hiçbir şey beni etkilemiyor gibi görünüyor.

Myormiles’in evinde diğer grupla temas kurması için bekledim. Myormiles'i kraliyet başkentine gittikten sonra, kralla birlikte dinleyici bir kitlede istemiştik. Ancak onların gelmesi biraz zaman alacaktı, o yüzden salonda beklememi söyledi.

Sonunda, aradan 3 saat geçmeden bir at arabası geldi. Myormiles başarılı oldu ve beni almaya geldi.

(Myormiles)

[“Beklendiği gibi sorunsuz geçti.

Seyirci talep ettiğimde Rimuru-sama isminden bahsettiğimde sevindim. Hemen izin verdiler.

Durumu tartıştığımız için bu gün soylu Cossack da bu toplantıya katılacak. Beni ciddi bir hal içinde dikkatlice dinlediler. Gelen misafirin ne kadar önemli olduğu konusunda bilgilendirildikten sonra belki de buna göre davranıyorlardı.

Güçlü olanlar arasında nasıl hayatta kaldılar, belki de ‘zekâ’ bu yaşam çizgisinin zayıflığıdır. Belki de durumu yanlış ele alırlarsa neler olabileceği düşüncesiyle yönlendirildiler.

Fuze’nin konuşmadaki performansı iyiydi. Kraliyet Başkenti'ne vardık ve geniş salonlara girdik.

Orada oturma yerleri vardı ve oturma yerlerinin önlerine çay, aperatif yiyecekler konulmuştu.

Koltuklarda oturan şişman biri bizi karşılamak için geldi gelen kişi Fuze’nin arkadaşıydı ve adı da Baron Baruyado idi.

Bu tombul amcanın muhtemelen bu ülkenin kralı olduğunu varsayabilirim.

(Burmund Kralı)

[“Tanıştığımıza memnun oldum, bu ülkenin kralıyım.

Burud von Burumdo.

Tanıştığımıza memnun oldum, Canavarlar Kralı. Hayır, Sekiz Yıldızlı Şeytan Lordu üyesi, Gerçek İblis Lordu’u Rimuru-dono.”]

Benimle samimi bir tonda konuştu, buna çok şaşırdım.

Demek istediğim, kral başka kimse olmadan beni karşılamaya geldi mi? Hayır, muhtemelen bu benim de tanınmış bir Kral olduğum içindir.

(Rimuru)

[“Tanıştığımıza memnun oldum, ben Rimuru Tempest. İblis efendisi oldum, ama sözleşmemize devam edebiliriz değil mi?”]

(Brumund Kralı)

[“Tabi ki. Bizde aynı şeyi sana sormak üzereydik. Bu konuda habersizdik ve size zahmet verdik gibi gözüküyor, tevazu gösterdiğin için minnettarım.

Elbette, hasar tazminatı için lütfen beni cezalandırın...”]

(Rimuru)

[“Hayır, böyle şeyler için endişelenmeyin. Sonuçta, sorunların çözülmesi durumunda herhangi bir tazminat gerekmemektedir. Halkımızın çıkarları için birlik olmaya devam etmeyi isterim.”]

(Brumund Kralı)

[“Oh! Bunu söylemeniz gerçekten yardımsever birisiniz, keza güçlü ve itibar sahibi birisisiniz.”]

Yüzü çok uysal gözüküyordu ama gülümsediğinde içimde çok fazla sinir bozucu bir his vardı.

Bir şey bile ödeyecek olsa bile emin değilim, bu tombul amca oldukça sinsi bir karaktere sahip olduğu düşünüyorum.



Ancak, tuhafta olsa sevecen bir amca.

Konuşmalarımız boyunca, iki kişi ortaya çıktı.

Bunlardan biri, söz konusu olan, Cossack'ın kendisiydi.

O daha öncede gördüğüm gibiydi, üstünde kaliteli kıyafetler vardı. Neler olup bittiğini anlayamadan kraliyet muhafızları tarafından kuşatıldı.

Diğeri ise tam siyahlı bir beyefendiydi. Kıyafetleri, altın işlemeli 3 kaplan başı tasvir eden siyah Çin tarzı bir takım elbise giyiyordu.

Cerberus dedikleri zaman, cehennemin kapısını koruyan üç başlı köpeği düşünmüştüm. Yine de, burada bir fark olup olmadığını merak ediyorum…

Benim bakış açıma göre, bu kişi muhtemelen bana benzeyen sarsılmaz bir ifadeyle ve aynı zamanda bir kralın onuruna sahipti, bence bu kişi Cerberus'un bir yöneticilerinden biri.

Askerler onunda etrafını kuşattı ama onu tutuklamaya cüret edemediler. Bu muhtemelen, onu sıradan bir insandan ayıran atmosferi olduğu için.

(Soylu Cossack)

[“Kı-Kralım! Bu sefer beni neyle suçluyorsunuz?

B-Ben hiçbir suça bulaşmadım!”]

Aniden soylu Cossack sıkıntı içinde bağırdı. Ancak, Baron Baruyado araya girdi ve açıklamaya başladı. Açıklarken, yüzü maviden soluk beyaza dönüştü.

(Soylu Cossack)

[“İm… İmkânsız! Bu bir canavar mı? Beni bir canavarla bir mi kıyaslıyorsunuz ben bir soyluyum…”]

Başım ağrıyor… Bu yüzden rahatsız oldum… Bu adama zarar vermemek bile daha büyük bir baş ağrısına neden olacak gibi görünüyor…

Ancak buna katlanabilirim, daha önce verdiğim sözleri tutma uğruna…

Eğer bir söz vermemiş olsaydım, işler daha tehlikeli olurdu. Yine de Kral şaşırtıcı bir şekilde, öfkelerine maruz kalmasına bir şey demedi, eğer soylu olmasaydılar büyük ihtimalle ölümlerini hazırlamış olurlardı. (Çn: Krala öfkelendikleri için diyor.)

Muhtemelen bu durumdaki öfkemden endişe duyuyorum…

(Brumund Kralı)

[“Kendini susturabilirsin.

Bu konuyla ilgili olarak, bir kararnameyle, Cossack hanesinin soyluluğunun bitirilmesine resmi olarak karar verildi. Soylu Cossack’ın sınır dışı edilmesine ilişkin itirazları kabul edeceğiz. Burada yeterince kanıt var, bu yüzden şikâyet etmek işe yaramaz.

Devam etmek için, evvelki soylu duruşma süresi boyunca gözaltına alınacaktır.

Hapishaneleri zindan gibi olacaktır.

Muhafızlar, götürün onları bu konu kapandı.”]

Söylediği gibi, her ikisi de geldikleri gibi götürüldüler. Onlarla beraber planları da suya düştü.

Onların kişiliği berbattı ve en azından suçları için uygun şekilde cezalandırılacaklar. Bir itirazım yok.

Şimdi sadece siyahlı adam kaldı, büyük ihtimalle Cerberus'tan. Sorun şu ki, Cerberus yöneticisinin yüzündeki ilgisiz bakış. Durumları belli olmadan önce parasını güvene almış gibi gözüküyor.

Örgütü bir kenara bırakırsak, şu an nerede olduğu hakkında bir fikri var mı?

Hayır… Yoksa teslim mi oldu?

Bu kişiye ikinci bir defa göz attım.

Yüksek kalite kıyafetler, zarif davranışlar, çok sinsi bir bakış.

Ağzında, sanki bu durumdan zevk alıyormuş gibi bir gülümseme belirdi.

Yavaşça konuşmaya başladı.

(Gizemli Adam)

[“Fumun, birisi yanlışlık mayına bastı sanırım.

Etraftaki atmosfer sözleşme yapmaya gelen İblis Lord’unu geride bıraktı


Sen önemli birisin.

Anlaşılan, beklenmedik ve olumsuz bir şey oldu ve bunun için özür dilerim.

Çok nazik olursan senin için bir işim var.”]

Böyle söyledikten sonra işe giriştik.

Bu arada hem asil hem de duyarlı.

İnsan şeklini almıştım ama İblis Lordu hâkimi serbest bırakmadım.

Eğer tengu’lardan biriyse, muhtemelen bu formuma tepki gösterir.

Yine de, bu kişi kılığıma bir göz attı. Bir şeytan efendisi ile görüşmeler yapıyor olsaydım, bunu çok zor bulurdum. Büyük bir organizasyon, Özgürlük Derneği'nin meslektaşı olan, Gizli Organizasyon.

Sadece bu da değil. Bir ülkenin hükümdarı bile onunla dalga geçemez. Öyleyse, benden önceki bireyden korkuyorum…

(Rimuru)

[“Hmm ilk söyleyeceğim şey, yakaladığınız elfleri serbest bırakmanızı dilerim. Yanı sıra yakaladığınız diğer canavarlarında serbest bırakılmasını istiyorum.

Ayrıca, Büyük Jura Ormanının içindeki canavarların gelecekte yakalanması veya yağmalanmasının yasaklanması için talepte bulunmak istiyorum.”]

Cerberus yöneticisi, kralın ve diğerlerinin bakışlarını görmezden gelerek gözüme baktı.

Burmund Kralı, yedek görevliymiş gibi durdu, şikâyet etmek için sesini bile yükseltmedi. Biri de bu atmosferde sarhoş olabilir. Bu kişinin sıradan bir insan olmadığı kanıtıdır.

Kısa bir duraksamadan sonra “isteğimin cevabına ne dersin” dedim.

(Cerberus Üçlüsünden, Damurada)

[“Tamam.

Yakalanan tüm canavarları iade edeceğiz. Tabii ki, elfleri de. Biz Cerberus, bundan sonra, Büyük Jura Ormanı'na, Cerberus'un Büyük 3'ünden biri olan Damurada adına hiçbir zaman müdahale etmeyeceğimize söz veriyorum. ”]

Alçakgönüllülükle yemin etti.

Beklendiği gibi, huh.

Büyük 3’ten biri. Diğer bir değişle, o yönetici değil. Bu eleman yeraltının zirvesinde biri. Cerberus'u örgütleyen 3 patrondan biri, o böyle bir insan.

(Rimuru)

[“Tamam. Gelecekte bize müdahale etmeyeceğinize dair söz verdiğiniz için, bu kez göz ardı edeceğim.

Ancak, ikinci kez göz ardı etmeyeceğim tamam mı?

Kendim gibi olsa bile, Böyle bir insanın, Sekiz Yıldız İblis Lord'larından biri ile aynı fikirdeyse, ne olacağını merak ediyorum, yüksek sınıflı yarı-insanlardan oluşan bir milleti desteklemesi…”]

Bu eleman, muhtemelen Büyük Jura ormanı üzerinde İblis Lord’u olarak hükümdarlık kazandığımı biliyor.

Böylece, bu teoriyi denedim. Yazışmalarım ve yeteneklerim.

Ayrıca kanıtlar da var, düşünecek olursak Burmund'ta ki tüm insanlar, üst düzey bir yöneticinin buraya geldiğini biliyorlar. Hatta şimdi bile Cerberus'un üst düzey yöneticileri yüzlerine gizemli bir maske taktılar. Etrafa bir anlık bakış attığımda buraya gelen soyluları da gördüm.

Görünüşe göre elfler saldırıya uğradığında, Soylular tarafından işlerinde kullanılmışlar. Bu nedenle bir şey yanlış gittiyse, muhtemelen planladıkları gibi, bu durumu ele almayı kolaylaştırır.

Burada ki toplantımız onlar için muhtemelen benim gücümü saptamaktı, bu onların planı olmalı.

Bu, Souei’nin iletimleriyle teyit edildi, ancak bir saldırı belirtisi yok.

Bahse varım.

Beni cezbettiği an, planları başarıya ulaştı. Souei’ye buradan ayrılmasını söyledim.

(Cerberus Üçlüsü, Damurada)

[“Fuuuu fufufufufuu.

Hayır, sanırım beklendiği gibi. Benim aracılığımla gördüler. Sekiz Yıldız'ın Yükselen yıldızı, senin yanında dikkatsiz olamam.

Önceden tanışık olduğum kişi, Clayman-sama bile seninle kıyaslanamaz.

Seninle tanışmak benim için bir onurdur, Yüksek İblis Lord’u Rimuru. Umarım gelecekte dostça ilişkiler kurabiliriz. ”]

Beklendiği gibi, beni yakaladı.

Kara mayının üstüne direk bastım! Ve kandırıldım, cahilliğim. Becerili biri olduğunu bilmeme rağmen ondan korkmuyorum.

Dikkatli bir kişi. Cerberus'tan Damurada.

Görünüşe göre zor bir rakip olacak. Ork lordlarında olan ‘Özel Zırh’ yeteneği, onda da olabilir.

Bu Yuuki tarafından dikkatlice organize edilmiş, ama beklediğim gibi beni yakaladılar.

Öyle olsa bile, diğer kuruluşların dâhil olması beklenmedik bir durum değil. Ama aralarında ki ilişkiyi bilmiyorum.

Damurada bize nazikçe eğildi ve orayı terk etti.

Şimdi sadece köle olarak ele geçirdikleri canavarları bırakmalarını ve bana verdikleri sözü tutmalarını bekleyeceğim. Bir hafta sonra söz verildiği gibi, yakalanan canavarlar Tempest’e teslim edildi.



Önceki Bölüm || Seriye Git || Sonraki Bölüm