Güncel
Bizi Takip Et
22 - Yapılması Gereken Şeyler

22 - Yapılması Gereken Şeyler




Glutton Berserker


Çevirmen: Uchuujin & Editör: Faen_The_1134

Bölüm 22 Yapılması Gereken Şeyler
O gece, Hado ortaya çıkana kadar Hobgoblin ormanında bekledim.
Bulunduğum yer, bir zamanlar Goblin Kralı'nın çiçek yatağıydı. Burada büyüyen bir ağaç olmadığı için, ormanın içindeki bir boşluk gibiydi.
Goblin Kralı'yla savaştığım yerin ortasında, ölmüş kocaman bir ağaç vardı.
Bütün duyularım alarmdayken, orada oturuyordum.

Hado kesinlikle buraya gelecekti.
Emin olmak için, bu yere gelen yola birkaç Goblin cesedi bırakmıştım. Eğer hâlâ beni bulamazsa, o zaman Hado’nun beceriksizliği düşündüğümün de ötesinde olacak.

Gerçi bu hâlâ Hado’nun, Mukuro’nun alışkınlıklarını bilip bilmemesine bağlı.
Şu ana kadar, Mukuro sadece Goblinlere saldırdı ve hiçbir insana zarar vermedi. Hado bu bilgiyi göz önünde bulundurursa, o cesetleri bir tuzak olarak düşünmez.

Şimdilik sadece rüzgarla hışırdayan yaprakları duyabiliyorum, bu yüzden kulaklarımı açık tuttum.
Neden hala görünmediler? Barmenin anlattığı hikaye yalan mıydı?

Bunu düşünürken farklı sesler duymaya başladım. Dal çiğnenme sesleri.
Ve birden çoktu.

Yavaş yavaş benim bulunduğum yere doğru yaklaşıyordu. Ve ardından, ayak sesleri çiçek yatağının hemen dışında durdu.
Oturduğum yerden bir adım bile atmadan, çevreye bakındım.

Başka bir taraftan hareket oldu. Benim çevremi sarmak için yayılmaya başladılar.
Kuşatmayı tamamladıktan sonra, gelecekler.

Hâlâ, hareket etmiyordum. İlk saldırıyı onlara vereceğim. Yapmam gereken tek şey, Hado’nun kaçmasına izin vermemekti.

Mukuro varlığımı fark etmedi, bu bizim şansımız… Hado şu anda böyle düşünüyor olmalı.
Aslında, Hado gibi Kutsal Şövalyeler Gaul kıtasındaki güçlü şeytanları zapt edebilirlerdi.
Ancak kardeşi Rafal gibi Gaul kıtasını hiç görmemiş Hado, Japon balığı gibiydi. (D.N. ii dedin kral)
Kısacası, fit bir vücuda sahip olmasına rağmen, Hado aslında oldukça çekingen bir kişiydi. Sadece kazanabileceğinden emin olduğu savaşlara giren bir adamdı. 5 yıl onun emri altında çalışmıştım, o piç kurusunu çok iyi tanıyordum. (Ç.N. Bu arada piç kurusu küfür değil TDK’den bakabilirsiniz :D)

Mukuro’yu bir basamak olarak kullanarak, Krallığa biraz katkıda bulunmak istiyordu, böylece Gaul Kıtasına gönderilmeyecekti.

Kutsal Şövalye olan Hado’nun daha güçlü olmak gibi bir isteği yoktu. Bu adam, sadece pozisyonunu kullanarak Kutsal Şövalye gücünü ve ünvanını kazanmak istiyordu. Burix Ailesi'nde bu tür insanlardan çok vardı.

[Fate, geldiler!] (Greed)
[Evet, ben de gördüm.] (Fate)

Greed’in söylediğine göre, düşmanlar harekete geçmişti. Arkadan ve sağdan çekilen yay sesi duydum.
Yarı açlık durumumdan ötürü, böyle küçük ayrıntıları dahi duyabiliyordum.

Yaylar serbest bırakıldığı anda oturduğum yerden ileriye atıldım ve iki oktanda kaçınmayı başardım. Beklenmedik kaçış manevramdan sonra, ormanda saklanan insanlar şok oldu--- Sarsıldıklarını hissedebiliyordum.
Yere indiğimde Kara kılıcımı kavradım.

[Yapalım mı?] (Greed)
[Sadece biraz daha bekleyelim.] (Fate)

Eğer hiç bir şey yapmazsam, Hado kesinlikle yapacak. Uzun menzilli saldırıları etkisiz olsa bile, hâlâ çoğunluk avantajları var, bu yüzden eninde sonunda çiçek yatağına girecekler.

Hado özellikle sayıca fazla saldırma yöntemi severdi.
Bunun cazibesine asla karşı koyamaz. (Ç.N. Kendisi tek ya onu diyor)
Orada, kendimi gösterirken bunları düşündüm.
Gümüş zırhlı Hado ile birlikte, 15 kişiydiler. Oldukça büyük bir topluluktu.
Belki de, askerler Burix Ailesi'ndeki çalışanlardan seçilmişti.

Her biri kılıçlarını kınlarında çekti ve yüzleri çirkin bir gülümseme ile kaplandı.
Bunu gördüğümde, kendimi kasten biraz sıkıntıdaymış gibi gösterdim.

Böylece, Hado daha avantajlı bir pozisyonda olduğuna ikna olacaktı.

[Hado-sama, bu kişi söylentilerdeki Lich gibi görünüyor... Mukuro. Onun görünüşü bilgilerimiz ile uyuşuyor. Ama öyle olsa bile, çoktan onun etrafını sardık.] (Hado’nun Astı)
[Haklısın. Para için Goblin avlayan insanlardan farklıyız. Bizler seçilmişleriz. Ben Tanrı tarafından seçilmiş bir Kutsal Şövalyeyim. Herhangi birinden daha güçlüyüm! Hangi şeytan benim varlığım önünde diz çökmez ki? Bakın, Mukuro’nun bile ayakları titriyor!] (Hado)
[Bu doğru. Kutsal Şövalye dışında hiç kimse Mukuro’ya böyle bir şey yaptıramaz.] (Hado’nun Astı)
[Hahha, doğal olarak.] (Hado’nun Astı)

Hepsi istediklerini söylediler.
Beni oyunculuğum harikaydı. Sadece küçük bir hareket, Hado’yu ağıma düşürmüştü.
Burix, 5 yıl boyunca çeşitli acılara neden olmuştu. Bu rol yapma oldukça eğlenceliydi… Nah, böyle bir şeyi övmek sadece beni önemsiz gösterir

Hado tablonun dışına çıkmıştı. Onu gözlemek için uğraşamazdım.
Öncelikle, diğer engellerden kurtulalım.
Rol yapmayı bırakmaya karar verdiğimde, Kara Kılıç Greed’i kavradım, biri anlamsız bir üstünlük tasladı.

[Hado-sama, Mukuro’yu bize bırakın lütfen. Onun gibi biri için, ellerinizi kirletmenize gerek yok.](Hado’nun Astı)
[Kesinlikle, haklısın. İstediğin gibi yap!] (Hado)
[Anlaşıldı.] (Hado’nun Astı)

Eğer düşündüğün buysa, o zaman seni gerçekten denemek isterim.
Statülerimin avantajını kullanarak, biraz önce yaklaşan adama yaklaştım. Sonra yüzüne doğru bir sol elimle bir yumruk attım.

Adam daha fazla konuşamadan ormana doğru uçtu.
Hado şaşkınlığını ihmal ederek kalan 13 kişi ile saldırdı.
Tek kullandığım boş sol elimdi. Sağ elimdeki Kara Kılıç Greed’i hiç kullanmadım. Hado dışındaki askerlere karşı herhangi bir kinim yoktu, bu yüzden onları hayatta tutmak istedim.

Ancak, vuruşum onları işe yaramaz hale getirmezsem, tekrar ayağa kalkıp karşı saldırıya geçme şansları var. Bu yüzden iç organlarını yok edebilecek kapasitede olan [Chun Jin*] becerisini kullandım—kemiklerini kırmak için. *(Ç.N. Unuttuysanız eğer Bölüm18’e bakın.)

Birinin sağ kolu kırılmıştı, diğerinin sol bacağı. Ve oradaki arkadaşın çenesi… Her ne kadar elit asker olsalar bile, statülerimiz arasındaki fark çok büyüktü. Bu seviyede bir el ile, hiçbir yeteneğin olmasa bile onları kolayca zapt edebilirdiniz.

[Chun Jin] kullanarak onları sağ sola atmaya devam ettim. Hado’nun astları kısa süre içerisinde bütünüyle yere serildiler, acı içerisinde kıvranıyorlardı. Kılıç tutan kolları, şimdi anlamsızca yerde uzanıyordu.

Ayakta kalanlar, sadece ben ve Hado’ydu.
Hado’dan bahsetmişken, sudan çıkmış bir balık gibi, zor nefes alıyordu.

Ona yaklaşırken, astlarını kendilerine gelmeleri ve tekrar benimle savaşmaları için azarladı.

[Ne yapıyorsun? Çabuk, ayağa kalk ve savaş! Kutsal Şövalye olan benim için savaş!] (Hado)

Hado tarafından zorlandılar, aslında onlardan biri ayağa kalkmayı başardı. Ama yine de, Kara Kılıç Greed’i boynunun bir inç yakınına getirdiğimde, yüzü soldu ve kuyruğunu kıstırıp kaçtı.
Görünüşe göre, bu adamın Burix için yeterince sadakati yoktu.
Ormana doğru kaçtı ve Hado-sama’yı geride bıraktı.

[Hey, sen! Kaçma! Ben Burix Ailesinden Hado!] (Hado)

Shi~~n. Kanlar içindeki astından cevap gelmedi. Hado’nun ne kadar yüksek sesle bağırdığı fark etmezdi, astı onu duymak için çok uzağa kaçmış gibi görünüyordu.
Senin astların tarafından terk edildiğini görmek, ne kadar zavallıca Hado. Yeterince hırsı olmadığı için mi ters tepmişti?

[Kahretsin… Benimle dalga mı geçiyorsun? Affetmeyeceğim seni, alçak canavar!] (Hado)

Hado altın kılıcını sallayarak, üzerime geldi. Onun gücü, ondaki övülmeye layık tek şeydi.
Ancak dizleri hafif titriyordu. Bu korkudan dolayı mıydı, yoksa kararsızlıktan mı, bunu savaşarak anlayacağız.

Sadece iki kişiydik, etrafta başka kimse yoktu. Yani, hiçbir engel yoktu.
Yavaşça Kapüşonlu pelerinimi çıkardım. Daha sonra yüzümü gizleyen maskede kıyafetimi takip etti.
Gerçek yüzümü gördüğünde, Hado’nun yüzü son derece bozuldu.

[Olamaz… Senin gibi bir çöp, ne tür bir güce sahipsin… Söyle bana!] (Hado)

Hado ben olmamı beklemiyordu, Hado şaşkınlıkla bir an durup düşündü.
Böylelikle aramızdaki mesafe daha da kısaldı.

[Sana söylemek için bir nedenim yok. Ayrıca, benim soruma cevap vermeni tercih ederim.](Fate)
[Haa… Bu iğrenç tutum da ne. Ha, eğer istemiyorsam, ne yapacaksın?] (Hado)
[Eğer cevap verirsen, sana hızlı bir ölüm bahşedeceğim. Ama eğer vermeyeceksen, cevabı senden alana kadar acı çektireceğim. Bu kadar.] (Fate)
[Dalga mı geçiyorsun! Ben Burix Ailesi'nin ikinci oğluyum—Kutsal Şövalye, Hado. Senin gibi bir çöp, bunu yapamaz!] (Hado)
[Öyleyse, kanıtlayayım. Bir Kutsal Şövalyenin övülen gücünü göster bana.] (Fate)

Kara Kılıç Greed’i kınından çektim ve Hado’ya doğru tuttum.
Eğer daha uzun yaşamasına izin verirsem, Roxy için bir tehdit haline gelecek. Bu yüzden, ihtiyacım olan bilgileri alıp onu burada öldüreceğim.
Roxy ne yaptığımı bilseydi, muhtemelen üzülürdü.

Ama, çoktan karar vermiştim. Ektiğim tohumun, sorumluluğunu ben alacağım.