Güncel
Bizi Takip Et
27 – Bıraktığımla Aynı Kalan Köy

27 – Bıraktığımla Aynı Kalan Köy



Glutton Berserker


Çevirmen: Uchuujin & Editör: Faen_The_1134

Bölüm 27 – Bıraktığımla Aynı Kalan Köy 

Şey… Zaten ihanet edilmeye alışmıştım.
Seto bana kefil olmasına rağmen köyün şefi beni şiddetle reddetti. Köylüler etrafımı sardılar ama dönüşümü kutlamak için değildi. Ahh, bana bir çeşit canavarmış gibi canice gözlerle bakıyorlardı.

Seto onları sakinleştirmeye çalışırken, köylülerle benim arama girdi.

[Herkes, lütfen dinleyin! Fate buraya canavarları def etmeye geldi! Başka bir şey için değil!] (Seto)

Böyle olduktan sonra bile, köylüler ellerindeki çapa ve baltalarla üstüme geldiler.
Ne yazık ki, köylüler benim intikam almak için döndüğümü ve köyün tehlikede olduğunu sandılar. Canavarları def etmeye yardım etmek yalan olabilirdi, paralarıyla kaçabilirdim.
Her şeyden önce, tek yeteneği yemek yemek olan bir çöp için canavarları temizlemek imkansızdı. Kesinlikle yalan söylüyordum… Düzinelerce köylü bana sayıp sövmeye başladı.

Canavarlar saldırmadan önce bile zengin bir köy değildi. Bu olgu kalplerini daha acımasız hale getirmek için hizmet etti. Burada durum sandığımdan çok daha kötüydü. 

Bu insanlar sadece 10 gümüşe Seto’nun mükemmel savaşçılar getireceğine inanıyordu. Ama aslında, minimum 10 altından başlıyordu.
Uzun süredir bekledikleri kurtarıcılarının yıllar önce sürgün ettikleri kişinin çıkması iyi olamazdı. Yani aslında köylülerin öfkesi haklıydı. 

Ve Seto’nun onları geciktirmesi, sadece alevleri daha da harlattı.

[Seto, bu kadar zaman harcadıktan sonra, bu nasıl bir sonuç? Gelmesi için gerçek bir savaşçı bile bulamadın mı?!] (Köylü)
[Gerçekten bu şekilde sonraki köy şefi olabilir misin?] (Köylü)
[Bir sonraki canavar saldırısının ne zaman olacağını bilmiyoruz, yani daha ciddi olmalısın ve gerçek bir savaşçı getirmelisin! Bunca zamandır nasıl bir korkuyla yaşadığımızı biliyor musun sen?!] (Köylü)

Ayrıca, aramızda duran Seto’da azarlandı. Köyün şefi olan babası, köylülerden özür dilemek zorunda kaldı.

[Millet, düzgün birini getirmediği için özür dilerim… Belki de, savaşçı istihdam etmek için çok gençtir. Bunu söylemek gerçekten üzücü. Yarın sabah kendim bir savaşçıyı istihdam etmeye gideceğim.] (Seto’nun Babası) 
[Ama ya bu arada canavarlar gelirlerse?! Dün, sanırım ormandan gelen canavar çığlıkları duydum. Savaşçı buraya geldiğinde köy yerinde olmayabilir.] (Köylü)
[Kesinlikle. Ama… Seto, onu onlara yem etmek için mi getirdin? Biraz zaman kazanmak için iyi bir adak olabilir.] (Seto’nun Babası)

Köy şefi beni işaret etti. Oi oi, bana basit bir yiyecek gibi mi davranıyorsunuz?
Ben sadece ebeveynlerimin mezarını ziyaret etmeye geldiğimi söylerim ve hazır burada iken de canavarları öldürürüm… İşte bu. Ama, inanılmaz… Bana bu şekilde davrandılar.
Dilim tutulmuşken Greed [Zihin Okuma] vasıtasıyla bana gülüyordu. 

[Fate, sen… Onların gözünde sadece bir yemsin. Hahahahahaha, yem, yem, yem!] (Greed)
[Kapa çeneni!] (Fate) (Ç.N. Greed ile olan konuşmalarında Fate’in repliği hep aynı :D)

Ama böyle devam ederse doğru olacak. Köye biraz göz dağı mı vermeliyim; kınından Greed’i çekerken böyle düşünüyordum.

[Fate, bekle. Şimdilik buna katlan lütfen.] (Seto)

Seto önümde eğildi. Gerçekten… Bu insanlar benim güçlü canavarlarla savaşmaktan daha fazla başımı ağrıtıyorlardı.

Köyün şefi ayrıldı ve diğerleri konuşmaya devam ettiler. Bu arada, köyden ayrılmak yasaklanmıştı. Ve Seto’yu kaçmadığımdan emin olmak için gözcü olarak atadılar.

[Dinle, Seto. Kaçması bizim için iyi olmaz, bu yüzden onu düzgün bir şekilde izle. Eğer ben Tetra’dan dönmeden önce canavarlar saldırırsa, onu kurban edin. Kaçmasına izin verme ve yeniden beni hayal kırıklığına uğratma.] (Seto’nun Babası)

Bunları söyledikten sonra, köyün şefi evine geri döndü. Razı olan köylüler de evlerine döndü.
Görünüşe göre, hala eski ben olduğumu düşünmüşlerdi. Kolayca yakalanabilecek küçük bir yavru. Böyle çöplere gerek yoktu, ama kurban edilmekte iyiydim. Özellikle de ben öldüğümde köye karşı kin besleyecek bir akrabam olmadığı içindi.
Köylüler için ben, ışığa gelen bir sinek gibiydim.

Gece köy tekrar sessizleşti. Sadece ben ve Seto dışarıda kalmıştık.

[Oi, Seto. Bana söz verdiğin şey bu değildi. Canavarları avlamam gerekiyordu, ama bir mucize gerçekleşti ve ben sadece bir yiyecek olarak düşünüldüm.] (Fate)
[Özür dilerim… Gerçekten özür dilerim.] (Seto)

Seto yüzünü iki eliyle örterken bunları söyledi. Kısmen kel kalmış kafasındaki şeylerde rüzgar yüzünden uçtu. Görünüşe göre, gençliği endişesine yenilmişti.

Ailemin mezarını ziyaret ettikten sonra gidecektim… En başta böyle düşünmüştüm. Ama… [Oburluk] yeteneği açlık belirtileri göstermeye başlamıştı. Kesinlikle mezarı ziyaret ettikten sonra gitmeme izin vermeyecekler. Sağ gözümü farklı hissettiğimde iç çektim.

[Şimdilik evime gidelim. Gözcülük işi içinde iyi olur. Hem Fate’in eski evi zaten…] (Seto)

Evet, köyden ayrılırken evim yanmıştı. Sadece çerçeveler ve bazı kalıntılar kalmıştı.
Kesinlikle uyuyabileceğin bir yer değildi.

[Eğer izin verirsen, sormak isterim. Tek başına mı yaşıyorsun?] (Fate)
[Bir kızım var. Karım ormandaki yaratıklar tarafından yenildi ve öldü...] (Seto)

Böylece neden bu kadar çaresiz olduğunu anlamıştım, kızını korumak istiyordu. Her nasılsa, görünüşünü bir an için babamınkine benzediğini hissettim.

[Evim şurada. Lütfen beni takip et.] (Seto)
[Evet.] (Fate)

Seto’nun evine vardığımızda, evinin diğer köylülerinkine benzediğini ve şefinkinin yarısı olduğunu fark ettim. Kabaca bir aile sığabilirdi. Kapı açıldığında, yaklaşık beş yaşlarında bir kız Seto’nun üstüne atladı.

[Baba, eve hoş geldin. İyi bir çocuk oldum, biliyorsun.] (Seto’nun Kızı)
[Gerçekten mi…? İyi kız.] (Seto)

Sevimli kız babasının problemlerine karşı oldukça hassastı.

[Babam kel olmuş, baba… iyi misin?] (Seto’nun Kızı)
[Evet, zamanla tekrar büyüyecek… kesinlikle.] (Seto)
[Anladım.] (Seto’nun Kızı)

Saçlarının neden döküldüğünü sorduktan sonra, Seto’nun kızı merakla bana baktı.

[Baba, bu da kim?] (Seto’nun Kızı)
[Bu konuda…] (Seto)

Köyün bakış açısından yemekten başka bir şey değildim.
Seto kızına ne diyecek?

[Bu kişinin ismi Fate ve buraya canavarları yenmeye (D.N. yemeye) geldi. Çok güçlü biri.] (Seto) 
[Gerçekten mi ?!] (Seto’nun Kızı)

Kız bana hayranlık içinde baktı. Sonra yavaş yavaş ağlamaya başladı. Belki de canavarlar tarafından öldürülen annesini hatırlamıştı. 

Kızı sakinleştiğinde akşam yemeği vakti gelmişti. 
Seto’nun yokluğunda, köy şefinin ona yemek verdiğini söyledi. Bu küçük kıza göre büyükbabası ve büyük annesi korkunçtu, babasına hep yemek yerken korktuğunu söylemişti. 

[Kesinlikle kötüymüş. Artık hep yanında olacağım.] (Seto)
[Yaay, seni seviyorum baba!] (Seto’nun Kızı)

Duruma baktığımda, Seto’ya kafamda ne olduğunu söyledim.

[Sen… Değişmişsin.] (Fate)

Bu adam geçmişte bana köpek dışkısı ve taş atıyordu. Şimdiler de oldukça iyi bir baba olmuştu.
Seto sözlerimi duyduğunda bana üzgün bir bakış attı.

[O zamanlar, sadece bir çocuktum. Babam köyün şefi olduğu için, değerli olduğumu düşünüyordum. Kızım doğduktan sonra, biraz farklı düşünmeye başladım… Sanırım, değiştim.] (Seto)

Ancak, Seto değişmiş olsa bile köyün kalanı değişmediği sürece bir şey fark etmezdi. Bu köy düşünce biçimini değiştirmesi gerekiyordu, ancak o zaman baştan başlayabilirlerdi.

Yemek o kadarda iyi değildi. Yabani bitki suyunun içine tahıllar koyulmuş ve kaynatılmıştı. Bunun iyi bir yemek olduğu söylenemezdi.
Ancak, nostaljik bir tadı vardı. Babam bu yemeği benim için pişirirdi.

[Hâlâ bunu mu yiyorsunuz?] (Fate)
[Evet, sen ayrıldıktan sonra bile köy hala fakir. Bedenen ve zihnen.] (Seto)

Zengin olamadılar, fakir kaldılar ve akıl sağlıkları bozuldu. Bir bakıma, bu köyden ayrılmam iyiydi. 

Lapasını yerken, Seto’nun hikayesini dinledim. Genel olarak canavar saldırıları hakkında olanları.

Canavarların kanatlarının çıktığını ve uçabildiklerini söylemişti.
Baş belası.
Goblinlerin boyutundaydılar. Keskin tırnaklara ve kafalarında boynuzlara sahipler. Havadan saldırdıkları için, saldırılarından kaçmak neredeyse imkansızdı.

[Ne düşünüyorsun?] (Fate)
[Belki de Gargoyledurlar. Oldukça akıllı yaratıktırlar. Durumu değerlendirerek saldırırlar. Ve zamanı geldiğinde grup halinde saldırırlar.] (Greed)
[Kötü bir canavar… Zamanın ne zaman olduğunu düşünüyorsun?] (Fate)
[Gece. Bulutlu ve ay ışığı olmadığında, karanlığı seviyorlar.] (Greed)
[...Bekle bir dakika.] (Fate)

Bugün oldukça bulutlu değil mi? Eğer öyleyse ay engellenecek. Ayrıca, köylülerinde söyledikleri vardı. Dün, ormandan canavar seslerini duyduklarını söylemişlerdi.

Olabilir mi…?

Greed ile yaptığım konuşma, dışarıdan kendi kendime konuşuyormuşum gibi görünüyordu. Bu nedenle, Seto ve kızının suratı garip ve tarif edilemez hale geldi. Ama bunu düşünmenin zamanı değildi, daha önemli şeyler vardı.

Bir süre sonra, kötü önsezim gerçek oldu.
Dışarıdan birbiri ardına çığlıklar gelmeye başladı.
İşlerin zahmetli hale geldiğini düşünürken, Greed komik bir şeyler söyledi.

[Fate, buna ne dersin? Gargoyleları yatıştırmak için kurban olacaksın, yem, yem!] (Greed)
[Benimle dalga mı geçiyorsun? Dışarı çıkacağım!] (Fate)