010 – 1.Ders (1)

Yuusha-sama no Oshishou-sama Chapter 010 Yuusha-sama no Oshishou-sama ArazNovel. ArazNovel
Font Size :

Çevirmen : Shin & Editör : Faen_The_1134

1.Ders (1)

 

“Hadi bakalım, ilk önce okula kabulünüzü kutlamama izin verin.”

 

Şövalye okulunun pratik alanı.

 

İsraf gibi olan bu devasa sarayı kullan bu okulda, birkaç tane bahçe yeniden düzenlenerek pratik alına çevrilmişti.

 

Taş duvar tarafından çevresinden bölünmüş, duvar boyunca yaprak dökmeyen meşeden yapılmış pratik malzemesi korkuluklar dayanmıştı.

 

Yine, birkaç tane dikilmiş kulubenin içinde, pratik kılıçları ve mızraklar dikili duruyordu.

 

Pratik alanının köşesinde.

 

Bu yıl okula kabul edilen öğrencilerle birlikte, 20 öğrenci toplanmıştı.

 

Onların etrafını çevirdiği kalıplı adam ağzını açtı.

 

“İlk önce kendimi tanıtayım. Ben sizleri bir yıl boyunca sivriltecek olan gözetmen Aldo. Sizlerin kim olduğu veya nerden geldiğiniz fark etmez. Kolunuz bacağınız tutmayana kadar sizleri zorlayacağım için, şimdiden hazırlıklı olun.”

 

Aldo çevresindeki öğrencilere baktı.

 

Gözlerinin ötesinde kendisinin gözetmen olduğu yirmi kişi, en fazla on altı en az on iki yaşlarında olan kız-erkeklerin heyecanlı bir yüz ifadesiyle kendisini kuşatıyordu.

 

Yeni öğrencilerin ilk dersleri olduğu için, bu gün onların yeteneklerini ölçmek dışında başka bir şey olmadığını söyledi ama, anlaşılan herkez havaya kapılmıştı.

 

Sol eliyle tuttuğu isim tesciline gözü kaydı.

 

O isim tescilinde gözetmen olduğu yirmi öğrencinin adları, tam olarak yazılmıştı.

 

Şövalye okulunun içinde ile adını anmak yasak olduğu için, tanışmadığın biri karşına gelirse, öğrencilerin kim yada kimin nesi olduğunu bilmesine imkan yoktu.

 

Sadece, öğretim üyesi olarak bu doğru olmayacağından, isim tescili hazırlanmıştı.

 

O isim tesciline baktığı taktirde, Aldo’nun gözetmen olduğu öğrencilerin içinde dikkat edilmesi gereken iki kişi vardı.

 

İsim tescilinden gözlerini kaldırarak bir kez daha öğrencilere göz attı.

 

“İlk olarak yeteneğinize bakıcam. İkili olarak eşleşin.”

 

Bu kelimelerin ardından öğrenciler yanında duran kişiyle selamlaşıp, hızlıca ikili gruplar oluşturdular.

 

— — Tahmin ettiğim gibi, böyle oldu demek.

 

Bu durumu izleyen Aldo yavaşca iç çekti.

 

Tahmin ettiği gibi, dikkat edilmesi geren iki öğrenci son ana kadar arkada kaldılar.

 

Bu ikisi, sağ ve sol köşelerde varlıkları hissedilmiyordu ama, gruplara ayrılmaya başlayınca, diğer öğrencilerle konuşmaya kalksalar bile görmezden gelindiklerinden, kimseyle eşleşmediler.

 

Öğrencilerden biri Şovalye Adayı Wynn.

 

Bu yılla beraber dördüncü sınıf tekrarı yapan, nadir bir geçmişi olan genç.

 

(Ç.N. Sivil olmasından bahsediyor.)

 

Diğer öğrenci ise Şovalye Adayı Cornelia denilen kız.

 

Öğrencilerin içinde o ikisinin varlığı çok göze batıyordu.

 

Bunun bir sebebi ikisinin yaşları.

 

Bu yıl giriş gereklilikleri ucu ucuna on altı yaşındayılar.

 

On ikiden on dört yaşlarında olan yeni gelenler çok olduğundan, normal olarak yaş farkı çok belliydi.

 

Diğer öğrencilerin onlardan kaçınmasını anlamak zor değildi.

 

En çok da, Wynn’e bakarsak, dördüncü kez denilen kötü ünvan etki etmiş de olabilir.

 

En azından, Aldo’nun düşündüğü gibi grup olma işlemi başarılıydı.

 

“Tamamdır, gruplara ayrıldıysanız az önce belirttiğim gibi, yeteneklerinize bakacağım. Dövüş sanatları, büyüyle vs. bakacağım. Aynı grupta olanlar aranıza mesafe koyun.”

 

Öğrenciler pratik alanın farklı yerlerine dağıldılar.

 

Onların içinde, özellikle Wynn ve Cornelia çiftine bakarak Aldo kollarını çaprazladı.

 

Herneyse, o ikisi iyi anlamda da olsa kötü anlamda da olsa, diğer soylu şövalye adaylarına uyarıcı olurlarsa iyi olur.

 

Her çiftin aralarına mesa koyduğunu doğrulayınca, Aldo şövalye olarak geliştirdiği savaş alanında bile işliyen sesini yükselterek, öğrencilere işaret verdi.

 

“Hadi bakalım, ilk olarak — –”

 

(Ç.N. Neden her kelimesinde ”ilk olarak” diyor ? Ne içtin yazar…)

 

Bu şekilde, şövalye adayları şövalye okulundaki ilk derslerine başlamış oldu.

 

Öğretmen olan Aldo ortada fan şeklinde yayılmış öğrencilerin sol tarafın en sonunda — — Orada Wynn duruyordu.

 

Çevresindeki bütün sınıf arkadaşları, kendisinden bir iki yaş küçüktü.

 

Normal bir şeydi, onların hepsi kendisinden bir iki yaş küçüktü.

 

“İlk başta yeteneklerinizi göreceğim, ikili gruplar oluşturun.”

 

(Ç.N. Gençler ciddi ciddi benim suçum değil yazar böyle yazıp duruyo ben de kafayı yiyecem.)

 

Bu yüzden, Aldo’nun sözleri üzerine öğrenciler gruplar oluşturmaya başladığından, bir kaç kişiye seslenmeye çalıştı ama — –.

 

“Ano”

 

Diye, yanındaki öğrenciye seslendiğinde anında kaçtığı için, diğer öğrencilere bir daha seslenemedi

 

Yaş farkı yüzünden görmezden geliniyordu ama, bundan önce grup oluşturmuş kişiler den bağzıları buraya bakıp dedikodu yapıyordu.

 

Gözlerinde iyi niyet olmadığı farkedildiği için, büyük ihtimalle Wynn’in dördüncü senesi olduğu ve bir sivil olduğunu biliyorlardı.

 

— Ne yapıcam şimdi?

 

Yirmi öğrenci olduğuna göre, 10 grup oluşacaktı.

 

Bu yüzden, endişelenmeye gerek yoktu.

 

Bundan dolayı, tek başına etrafta gezen bir öğrenci bulursa tamamdı ama — — bu durumda grup oluştursa bile, karşısındakinin kendisini rakibi olarak görüp görmeyeceği belirsizdi.

 

Ama, gruplaşmaması söz konusu da olmazdı, şimdilik kendisiyle benzer öğrenci bakacaktı — — vardı.

 

Kendisiyle yaşıt heralde.

 

Wynn’le aynı şekilde etrafına bakan bir kız vardı.

 

Eğer seçim şansı olsaydı erkek iyi olurdu ama, yapcak bir şey yok.

 

“Şey, afedersiniz.”

 

Kıza yaklaşıp seslenmeyi denedi.

 

“Tek başınaysan, benimle eş olur musun?”

 

“A, evet. Memnun olacaksanız, memnuniyetle.”

 

Kız rahatlamış gibi gülümsedi.

 

“Benim adım Wynn.”

 

“Cornelia. Tanıştığıma memnun oldum.”

 

Adı Cornelia olan kız, anlaşılan Wynn hakkında bir şey bilmiyor gibi gözüküyor.

 

Demekten çok, Wynn’in gördüğü kadarıyla kızda diğer öğrenciler tarafından görmezden geliniyordu.

 

Kızın yüz yapısı fena değil.

 

İnce altın sarısı saçları omzuna kadar uzanmış, toplu bir yüz yapısına sahip kıza güzelden çok sevimli sıfatı uyuyordu.

 

Bu yüzden, kızın görmezden gelinmesi Wynn’e garip geliyordu ama — –.

 

Kızın, görmezden gelinmesinin sebebi kendisininki gibi yaş farkı olabilirdi.

 

Öğretmenin emrine uyarak yerini değiştiren Wynn’i takip eden o figür, nedense geçmişteki Leticia’nın figürüne benziyordu, Wynn bu durumu herneyse diyerek kafasına takmadı.

 

— — Leti.

 

Yürüken, bu sabah Leticia’yla olan ayrılmalarını hatırladı.

 

Büyük ihtimalle kızgın ve kırgındır.

 

Kötü bir şey yaptının farkındaydı.

 

Kafasına göre çekip giden kendisiydi, kız kendisinin kahraman olduğunu itiraf etsede tutumu değişmemişti.

 

Fakat buna rağmen — —

 

Leticia’nın bundan sonraki hayatını düşünürsek, Wynn’le berber olması iyi bir şey değildi.

 

“Kahraman” ve “Dükün 3. kızı.”

 

Kıza bu adlara uygun partner olması lazımdı.

 

Sonsuza kadar ona yapışıp kalamazdı.

 

“Şey…”

 

Şimdi düşününce, Lecke’yi de orada bırakıp gitti ama, bu gece odaya dönünce özür dilemesi lazımdı.

 

“AFEDERSİN!”

 

“Uwa!”

 

Arkasına, Colnelia Wynn’in sağ kolunu çekiştiriyordu.

 

“Artık, yeterince mesafe bıraktık diye düşünüyorum ama”

 

Düşüncelere daldığı sırada, diğer gruplardan çok fazla uzaklaşmışlar gibi gözüküyor.

 

Bakınca, öğretmen Aldo’dan en uzak yere gelmişlerdi.

 

“Ah, evet.”

 

İkisi sıraya girip öğretmenin işaretini beklerken, dikkati dağılmış Aldo sağ elini kaldırdı.

 

“Tamamdır, ilk önce gruplar imitasyon savaşı yapsın!”

 

Çok fazla uzakta olmaları farketmeksizin, Aldo’nun sesi Wynn’lerin durduğu yere kadar ulaşmıştı.

 

“Bu günlük bir sınırlama koymayacağım için. Rahatca istediğinizi yapın. Sadece, rakibinizde ağır yara açmayın! Anladıysanız, başlayın!”

 

Öğretmenin başla demesiyle Wynn kılıcını kaldırdı.

 

Pratık için keskin tarafı ezilmis kılıçtı.

 

Kavrayak kılıcı kontrol ederken Colnelia’ya bakınca, kızın da kılıcını çekmiş büyü hazırladığını gördü.

 

[Bana gücünü ver!]

 

Bir an, soluk bir ışık kızı yuttu.

 

Temel büyü kendini güçlendirme.

 

Colnalia’yla beraber pratik alanına yayılmış bütün öğrenciler bir anda ışıkla sarıldı.

 

Bir kişi dışında — — Wynn.

 

“Büyü kullanmayacak mısın?”

 

Bir an büyü kullanmayan Wynn’e bakıp, kılıç duruşu almış Colnelia süpelendi.

 

Hız ve gücü yükselten kendini güçlendirme büyüsü, şövalye savaşları için temelinde temeliydi.

 

Bu farketmeksizin kendini gruba davet eden Wynn sadece kılıcını tutar haldeydi.

 

“Evet. Beni kafana takmana gerek yok. İstediğin zaman saldırabilirsin.”

 

“O zaman…!”

 

Hafife almıyacaktı.

 

Kelimeleriyle aynı zamanda zemini tekmeleyip, Colnelia bir anda baskılamak için saldırdı.

 

Büyüyle güçlendirme kullanan ve kullanmayan arasındaki fark, yetişkin bir kişideki kasla cocuktaki kası karşılaştırmaya benzerdi.

 

Ezici bir hızla etrafını kapatarak, Wynn’i kılıçla baskılayacak ve bitiricekti.

 

Ama — —

 

Colnelia’nın zıplamasıyla aynı anda, Wynn de yine zemini tekmeleyerek ileri atıldı.

 

Hass*kt*r!? Hızlı!

 

Neredeyse aynı — — hayır birazcık Colnelia’nın hızlı zamanlasıyla zemini tekmelemesine bakılmaksızın, ileri atılma hızında Wynn daha öndeydi.

 

Colnelia’nın düşündüğünden daha hızlı çıktığından, Wynn’e ön safı kaptırmıştı.

 

Yatay bir şekilde saldıran onun kılıcını bir şekilde karşılamaktan başka bir şey yapmadı.

 

Ama, gücünü kademeli olarak eklemede Colnelia daha iyi olduğundan Wynn’i itmeyi başardı.

 

Anlaşılan, Colnelia bakmadığı zaman kendini güçlendirme büyüsünü kullanmış gibi gözükmüyor.

 

Bu demekti ki, bu hız onun kendi hızıydı.

 

Güçte baskılandığına mı karar verdi. Wynn bir kez kendini düzeltip Colnelia’nın kılıcını savuşturdu.

 

Colnelia bir an vücudunun dengesini kaybedip açık bıraktığında,Wynn arkasına sıçradı.

 

Colnelia da hemen duruşunu düzeltip karşılamaya çalıştı ama, bir sonraki an Wynn saldırıya geçti.

 

Colnelia bu hıza ayak uyduramadan — —

 

“A…”

 

Kılıcı zemine doğru uçtu.

 

Colnelia şaşkın bir şekilde Wynn’e baktı.

 

Wynn bir iki adım geri çekilip, sağ elindeki kılıcı yavaşca kına soktu.

 

İnanamadı.

 

Colnelia kesinlikle diğer öğrencilerden güçsüz değildi.

 

Hayır, hatta dövüş gücü olarak diğer öğrencilerden bir adım daha üstündü.

 

Ama, buna rağmen kendini güçlendirme büyüsü bile kullanmayan birine kaybedeceğini düşünmüyordu.

 

Özellikle sondaki — — Colnelia’nın kılıcını uçurduğu son darbe.

 

Tepki vermeyi bırak, kılıcın yörüngesini bile görememişti.

 

— — Neden, böyle bir kişi acemi şövalye adayı seviyesinde? Yoksa gerçekte öğretmenlerden biri miydi?

 

İstemsiz bir şekilde şüpeli gözlerle Wynn’e baktı.

 

“A, şey, afedersin. Kılıcını hedef almıştım ama, acıdı mı?”

 

O gözlerdeki anlamı yanlış mı anladı, Wynn endişeli bir şekilde sordu.

 

Normal olarak güçlü darbe karşısında elleri uyuşmuştu ama, bu kadarlık bir şeye sesini yükseltirse bu okulda geçinemezdi.

 

Wynn’in sorusunu cevaplamaksızın, Colnelia elinden uçan kılıcını geri aldı.

 

Etrafına bakınca, diğer öğrencilerin halen savaştığını gördü.

 

Şimdi bakınca, sadece Colnelia ve Wynn grubu anında bitmiş gibi gözüküyordu.

 

“Şey, eğer istersen bir kez daha dövüşebilir miyiz?”

 

Halen diğer öğrenciler dövüşüyordu.

 

Hâlâ zaman vardı.

 

— — Ezici yeteği olan kişi.

 

Wynn kesinlikle aday seviyesinde değildi.

 

O zaman, kendi gücü ona işleyecek mi diye denemek istiyordu.

 

“Evet lütfen. Bir kez daha rica ediceğim o zaman.”

 

Wynn bir kez daha kılıç duruşu aldı.

 

Hareket etmediğine bakarsak, anlaşılan Colnelia’nın güçlendirme büyüsü kullanmasını bekliyordu.

 

O zaman —

 

[Bana gücünü ver!]

 

Kendini güçlendirmeyi bir kez daha kullandı.

 

Sadece bununlada kalmayıp — —

 

[Ben, ateşin gerçeğini ve kılıcın gerçeğini bilip, bıçakta ortaya çıkarıyorum!]

 

Kılıcın gözdesini kırmızı alevler sardı.

 

“Hibe büyüsü?”

 

Şövalye okulunda nadir görünen büyüye Wynn şaşırmış bir şekilde sesini yükseltti.

 

Dahası var!

 

[Ben, insanın gerçeğini bilip onu kısıtlayacak zinciri ateşliyorum!]

 

“Gu…!”

 

Şu anda, o bir anda vücudunun ağırlaştığını hissediyor olmalı.

 

Hibe büyüsü hibe güçlendirme sistemi büyülerinin bir dalı.

 

Hibe güçlendirme sistemi büyüsü adı gibi kendi bedenini güçlendiren güçlendirme büyüsüyle, eşyalara ve başka kişilere büyü ileten hibe büyüsü, bu sistemle sınıflandırılmıştı.

 

Fakat, hibe büyüsü şövalyeler arasında çok sevilmiyordu.

 

İlk nedeni, hibe büyüsünün etkisi sınırlı.

 

En uzun on dakika kadar.

 

Kılıcın vücuduna büyülü karakterleri işleyerek, etki zamanını kalıcı yapan büyülü silahlar bir kenara, savaş için kullanılırsa ölümcül bir şekilde etki zamanı kısaydı.

 

Yine, hibe büyüsüyle başka bir kişiye güçlendirme büyüsü yapabilirsin ama, bunda da açıklıklar vardı.

 

Bu kendine yaptığın güçlendirme büyüsüyle, karşılaştırınca, başkasına yaptığın zaman üç beş oranı dışında etkisi yoktu.

 

Büyü uygulanan kişi, ne kadar büyünün etkisini kabul etsede, bilinçsiz bir şekilde reddettiğinden dolayı böyle olduğu düşünülüyor.

 

Sokaktaki maceracılar arasında, kılıç da büyü de denildiği gibi çalışacak durumları olmadığı için, hibe büyüsünü kullanan büyücüler de var ama, asil ve servet sahibi şövalyeler için hibe büyüsü pek kabul görmeyen bir büyüydü. Az kullanıcısı vardı.

 

Bu yüzden — —

 

Savaşta kullanılmamasına rağmen, bu şekilde bire bir dövüşlerde avantajı vardı.

 

Alevli kılıcı sallayarak, Colnelia bir kez daha Wynn’e önden saldırdı.

 

(Ç.N. 8 Sayfa oldu a*qqqq)

 

 





tags: oku Yuusha-sama no Oshishou-sama Bölüm 010, Yuusha-sama no Oshishou-sama Bölüm 010 manga, Yuusha-sama no Oshishou-sama Bölüm 010 online, Yuusha-sama no Oshishou-sama Chapter 010 bölüm Yuusha-sama no Oshishou-sama Chapter 010 chapter, Yuusha-sama no Oshishou-sama böiüm 010 yuksek kalite, Yuusha-sama no Oshishou-sama Chapter 010 manga scan, ,