Cilt01 – 005 : Gerçek Renkler [Gözlemle İle Döşenmiş Yemek Manzarası]

Yobidasareta Satsuriku-sha Chapter 005 Yobidasareta Satsuriku-sha ArazNovel. ArazNovel
Font Size :

Çevirmen:Shin & Redaktör : F A E N

Kasha’nın önerdiği dükkan, ana caddeye bağlanan bir yan yolda bulunan “Ham Danscı” denilen bir dükkandı. Öğlenleri restoran, akşamları ise bar oluyordu.

Hifumi menüyü okuyamadığından, kafasına göre et yemeğiyle salata (benzeri) sipariş etti.

10 dk kadar bekleyip, getirilen şey pek anlamadığı taze sebzelerin kombinasyon tabağıyla, kuzu pirzola gibi biçimi olan etlerin üstüne dökülmüş domates soslu tabaktı.

Güzel tadı var. Güzel dükkan biliyormuşsunuz”

İç çekerek yemekleri ağzına tıkan Hifumi’nin karşısında, Origa’yla Kasha oturuyordu. İkiside güvece benzer şey ve ekmek yiyordu.

Değil mi? Burası azıcık kenarda kaldığından kalabalık olmuyor ama, et ve sebzeleri iyi kullanıyolar… De, o değilde!”

Yemek yerken gürültü yapma. Görgüsüz müsün?”

Önceki dünyasıyla aynı çatal ve bıçak kullanmaktan ve yemeğin mazemelerinin ne olduğunu bilmesede güzel olması onu memnun etmişti. Eğer ağız lezzetleri uymasaydı ne olurdu diye düşünen Hifumi rahatlamıştı.

Kölelerin yaşam şartları ve yemeklerinin en kötüsü olduğunu da demişlerdi ama, yanındaki zemine oturup ham taneleri yemeleri iyi hissettirmeyeceğini söyleyerek, iki köleyi sandelyeye oturarak istedikleri menüyü seçtirdi.

Gu… Her neyse az önce değinin şeyi açıkla.”

Ne demiştim ki?”

Kasha etrafa bakarak kendilerini dinleyen birinin olup olmadığını doğrulayarak, konuştu.

Kraliyet Ailesi tarafından kovalandığın konusu. Ne yaptın da böyle…”

Ah, az önce şövalye ve kralı öldürdüm.”

Önceden beri, Hifumi kendinin doğum yerini de kaledeki olaylarıda saklamak gibi bir niyeti yoktu.

Hem zaten kendi standartlarına uygun olarak hareket etmişti, bu yüzden ortaya çıkacak sorunlar ve tehlikede, kendi yaptıklarının bir sonucu olarak kabul ediyordu. Bundan sonra hiçbir şeye bağlanmadan özgürce yaşamaya karar verdiğinden, yaptığı her şey kendisini bağlardı.

Maa, kendi gücümle kesemediğim bir duvara çarparsam, benim hayatım buraya kadarmış demektir.

Diye, nispeten normal bir şekilde yaşama hedefini belirlemişti.

Bu yüzden, resmen hiçbir şey olmamış gibi kalede olan olayları anlatmış, Origa ve Kasha’nın iştahını kaçırtmıştı.

Söylenmesi gereken şeyler söylenmelidir, yemeye devam eden Hifumi’ye köleler yarı şüpheyle baktı.

Bir soru sorabilir miyim?”

Origa ürkekçe soruyu sordu.

İnanmadığımdan deği ama, az önceki hikaye doğruysa, şövalyeler ve askerlerin bizi aradıklarını düşünüyorum ama…”

Ondan da önce, kaleden kaçabildiğine şaşırdım.”

Yemek sonrası çayını içerek, Hifumi ötede bulunan masaya gözlerini çevirdi. Himumi’lerin arkasından dükkana giren iki erkek, karşılıklı oturmuş şekilde sohbet ederek yemek yiyiyordu.

Prenses beni kaleden kovdu sonuçta. O hiçbir şövalyenin bana ayak uyduramayacağının farkında olduğundan, basitçe tutuklamak ya da öldürmek gibi bir yolu seçeceğini sanmıyorum. Gözetmen göndermişler ama.”

Hifumi doğal şekilde ayağa kalkınca, az önceki ikilinin masasına yaklaşıp, dürüst bir şekilde seslendi.

Yo yo, elinize sağlık.”

Ne, nediyordun sen?…”

Adamlar şaşkın görünüyorlardı ama, geri çekilmişlerdi.

Hifumi boş olan sandelyeye oturunca, gülümseyerek konuşmaya başladı.

Daha önce kaledeydiniz değil mi? Gözetmen işini de yapıyordunuz demek.”

Hifumi’in kelimeleri üzerine adamlar nefeslerini tuttu.

Ben yüzleri hatırlamakta kötüyüm ama, birinin vücudunu hatırlamakta iyiyimdir.”

(Ç.N. Lan yazar yanlış anlaşılıyo ne diyon sen hadi karşısındakiler kadın olsa neyse :D)

Yanlış anlaşılacak kelimeleri söyleyerek, işaret parmağını masaya vurdu.

Hifumi’nin belirttiği gibi, bu ikili o olayda bulunuyorlardı. Şansları sayesinde hayatta kalan ikili, sivil şekilde giyinerek Hifumi’nin hareketlerini izliyorlardı.

Emir, gözlemleme ve raporlama üzerineydi. Ne olursa olsun karışmayacakları söylenmişti. Tabiki de karışma gibi bir durumları da yoktu ama, karşı tarafın onlarla iletişim kurcağını düşünmeyen ikili, ne yapcaklarını bilmeden, sadece ve sadece soğuk terler akıtıyorlardı.

Maa, kale sakinleri için bu gözlemleme görevi imkansız. Böyle bir şeyi profesyonele bırakmamak, Kraliyet Ailesi bir kenera, Ojou-sama’nın bu yönleri hâlâ zayıf.”

Geçekte bu büyük bir yanlış anlaşılmaydı, ikilinin içinde bulunduğu Üçüncü Şövalye Birliği şehrin içinde vatandaşların hayatlarına kadar geniş bir bölgede hareket eden istikbarat bilgileri elde eden gruptu, bu yüzden kale içinde olan olaylarada bulaşmadan hayatta kalmışlardı.

İkiside deneyimli bir istikbarat biriminin üyesiydi, hem de kaledede genellikle yüzlerini gizlediklerinden, vücutlarından tanıncaklarını düşünmemişlerdi.

Endişelenmenize gerek yok. Siz bana düşmanlık göstermediğiniz sürece, ne yaptığınızı kafama takmam, hem de beceriksizce elinizden geldiğini yapıyorsunuz. Bundan dolayı prenses için yaptığınızı anlıyorum.”

Bu şekilde konuşan kişi düşmanları olsa da, saldırmayacağını söylediğinde, rahatlamalarına, yapacak bir şey yoktu.

Ben iğrenç biri veya seri katil değilim. Hiç bir şeyi umursamadan öldürmeyeceğim için rahatlayın.”

Sen iğrenç biri değilsen, dünyada kötü insan yok!

Girişme isteklerini bastırıp, iki şövalye gözlerini masaya indirerek, azarlanmış çocuk izlenimini verdiler.

Ancak, diğerleri için söyleyemem. Benim hiç görmediğim kişiler ama, sizden farklı olarak öldürme niyetiyle bana bakıyorlar.”

Be, bekle lütfen diğer kişiler derken? Şu anki gözlemciler sadece biz olmalıyız…”

Mal olan kendileri, prensesin elindekileri söylemişlerdi. Bu ülkenin istikbarat seviyesi gözüküyordu.

Başkalarıdır büyük ihtimalle. Kaleden çıktıktan sonra takip eden sizden farklı olarak, bu şerefsizler köle dükkanından çıktıktan sonra takip etmeye başladı.”

Başından beri onu takip ettiklerinin farkında olmasına şaşırmışlardı ama, ondan önce gözlerinin önünde bulunan kesinlikle temas yasak “dokunulmaz” olan adama, gereksiz provakasyon yapacak kişi daha büyük bir problemdi. Kalede olan olaylar üst kademedekiler sayesinde dışarı yayılmamıştı ama, şehir içinde o olayın tekrar edilmesi… Düşünmesi bile korkunçtu.

Hem de bu, kalede bulunan biriyle bağlantılıysa, daha büyük bir problemdi. Sonuçları kalan Kraliyet Ailesi’nin üyelerine yansırsa, bu ülkenin süresi gittikçe kısalırdı.

Gordon, hemen bu durumu kaptana bildir.”

A, anlaşıldı! İzninizle!”

Büyük ihtimal bilinçsizce, emir almış diğerinden daha genç olan adam, Hifumi’ye kafasını eğip koşmaya başlamıştı. Kalan adamın yüzü buruştu. Özellikle selam vermesi, normalde bir gözlem hedefine yapılcak bir şey değildi.

Maa, elinizden geleni yapın. Ben kendi istediğim şeyi yapacağım sonuçta.”

Önceki masasına geri dönen Hifumi’nin kelimeleri, adama tehtid şeklinde geliyordu.

Önceki masasına varan Hifumi soğumuş çayını tek dikişte içti.

…Kulak misafiri oldum ama.”

Hifumi Kasha’nın dik bakışlarına gülümsemeyle karşılık verdi.

Ah, demek öyle. Bundan sonrası eğlenceli olacak.”

Eğlenceli?”

Bana silahını çeviren birinin olması demek, yine birini öldürebilirim demek. Ahh, heyecanla bekliyorum. Kaos hızlı olmayacak gibi.”

Cevaplayan Hifumi’nin heyecanı dışarıdan görülebilecek kadar açıktı, eğer içeriğini duymasalardı, pikniğe gidilecek günün önceki akşamındaki çocuk yüzü gibi bir ifadesi vardı.

Efendim, savaş köleleri arasından bizi seçtiniz. Bizler sizi korumak için alınmadık mı?”

Origa’nın sorusuna Hifumi başını salladı.

Beni tatmin edecek özellik kendi koruyacak kadar gücü olan biriydi. Bunun üstüne, kendi avımı başkasına öldürtmek gibi gereksiz bir şey yapmam.”

Hifumi’nin politikası, kendisine saldıranlar ve gözünün önündeki suçlular gibi, kendi standartlarına uygun öldürülebilecek iyi hedefleri öldürmekti. Onun öldümede sıkıntısı yoktu ama… Genede kendi standartları vardı.

O zaman, bizi neden aldın? Seyehat edeceğini duymuştuk ama, Efendinin gücüyle sorun olmaz heralde?”

Ben farklı dünyadan geldiğimi söylemiştim değil mi? Yani bu dünya hakkında hiçbir şey bilmiyorum. Altınım ve gümüşüm var ama, ne kadar değerli olduğuklarını anlamıyorum, bu ülke dışında başka hangi ülkelerin olduğunu bırak bu şehrin dışındaki manzarayı bile görmedim.”

Diye cevapladı.

Bu dünya hakkında bilgi verecek biri lazımdı. Bu dünyaya ne olduğunu anlamadan geldim sonuçta. Olursa bana ihanet etmeyecek biri arıyordum. Köle almamın sebebi buydu.”

Peki neden biz”

Hifumi yavaşca gülümsedi.

Sizler onların arasında en güçlü gözükenlerdiniz. İkiniz bir olursa, birbirinizin arkasını kollayarak da savaşabilirsiniz gibi gözüküyordu. Ben kovalandığımdan, çok sayıda savaşa gireceğiz. Bu savaşların içinde takım çalışmasıyla hareket etmek hayatta kalma şansını arttırır.”

Savaş hakkında konuşmak, Hifumi’nin heyecanını arttırmış, iki köle buna yardım edemezdi ama gerildiler.

Savaşmamız gerektiğini anladım. Sadece, ben şu anda hiçbir silah bulundurmuyorum. Efendimden bunu isteyecek bir pozisyonda değilim ama…”

Biliyorum. Buradan çıkınca* ekipman almaya gidelim. Üstünüzdekiler genç bir bayanın her zaman giymek isteyeceği şeyler değil sonuçta.”

Ç.N. Burada aslında bundan sonra diyo ama Türkçede anlamlı olmadığından böyle çevirdim ileride kopukluk olursa küfür etmek serbest 😀

…Teşekkür ederim”

Yüzü kızaran Origa’dan farklı olarak, Kasha endişeliydi. Belli bir süreden sonra, Origa Hifumi denilen farklı varlığa alışmaya başlamıştı.

O değilde.”

Hifumi aniden konuştu.

Ben buradaki kazazedeyim.”

Hiçbir şeyi dinlemeden hayat alan birine kazazedeymiş gibi bakılmasını bekleme.”

Kasha’nın çıkışmasına, biraz uzaktan kulak misafiri olan şövalye istemsizce başparmağını kaldırdı.

Umu…”

Efendim, bir şey mi oldu?”

Dükkandan çıkıp, inleyen Hifumi’ye Origa garip bir şekilde bakarak boynunu eğdi.

Kukla gibi parlak gözler ve beyaz ten, Hifumi’nin izlenimi buydu.

Önceki öldürme arzusunu salan kişilerin sayısı ikiye katlandı. Büyük ihtimalle 10 kişiler.”

Şaşırtıcı şekilde sabırsız kişiler diye, mutlu bir şekilde konuştu.

E, o zaman…”

Halen silahsız olan Kasha, etrafa bakarak endişeyle ter akıttı.

Şimdilik, onları yemleyebiliriz. Siz ikiniz benim nasıl bir öldürme şeklim olduğumu izleyin. Ooi!”

Saklanarak olacakları izleyen az önceki şövalyeye el işareti veren Hifumi, umutsuzca yanına gelen şövalyenin omzuna vurdu. İstihbarat biriminin gururu yerlerde geziyordu.

Hedefe karşı hareket etmek yasaklansa bile, yanında silah taşıyorsun heralde? Üzgünüm ama ben savaşırken bunları korumayı sana bırakabilir miyim?”

Ani bir istekti ama, Şövalye dışardaki grubun Hifumi için hiçbir şey ifade etmediğini farkettiğinde, kabul etti.

Adın?”

… Midas”

O zaman Midas, nerede kör bir sokak bulabilirim biliyor musun?”

Midas’ın rehberliginde 15 dk kadar yürüyünce, dükkanların bulunduğu caddenin gürültüsü dağılıp, sakin yerleşim bölgesine ulaştılar.

Bu şehirde taş yapımı binalar standarttı, şu anda bulundukları yer dükkanların bulunduğu caddeden daha dar, 3 ve 4 katlı binalar artmaya başlamıştı. Kale şehrinin nüfusunun fazla olması sebebiyle, toplanma yerlerinde konut işa etmeleri normaldi.

Normal bir şekilde, sokak kasvetli olmuş, gün içindeki nüfusuda azalmıştı. Ticaret bölgesiyle aynı olarak burasınında taş döşeme zemini vardı ama, dış yüzeyi ticaret bölgesinden daha kabaydı.

Geldik.”

Midas’ın önerdiği sokak, 10 metre ötesi bir binanın duvarıyla kesilmiş çıkmaz sokaktı.

O anda, havayı kesen bir ses duydu.

Gelen ok, Hifumi’nin katanasına hızlı bir şekilde çarptı.

Gece mi kullanmaya amaçlamıştı, okun siyaha bulanmış sivri ucu ıslaktı

Sonunda kendilerini göstermeye karar verdiler demek.”

Hifumi Midas’ları sokağın içine geçirip, arkasından sokağa giren kişilere baktı.

9 kişilerdi. Hepsi sivil gibi giyinmişlerdi ama, gözleri kara bir şekilde donuktu.

Sokağın darlığından, önden sadece iki kişi geliyordu.

Ellerinde siyah renkli bıçaklar taşıyarak, tek kelime etmeden, sadece gözleriyle iletişim kurarak plan yapıyorlardı.

Tecrübeliler. Para alan holiganlar gibi değiller.

Rakibinin profesyonel olduğunu farkedince, neden bu kadar mutlu olduğunu kendine soran Hifumi’nin kafası karıştı. Önceki dünyasında, bu kadar savaş manyağı olmaması gerekiyordu ama, kendisinin bile ne olduğu bilmediği bir zincirin dışına çıkmış gibi hissetti.

Ama kötü hissetmiyordu.

Ya da daha doğrusu, top oyunları ve saçma kavgalar dışında, dövüş olmayan o dünyada bastırdığı Hifumi’nin gerçek karakteri, bu dünyada ortaya çıkmış olabilirdi.

Bıçağı tutan el yaklaşınca, Hifumi önden elini salladı. Resmen ilk baştan beri planlanmış gibi, bıçak içlerinden birinin kalbine saplandı.

Şaşıran adam bıçağı bıraktı ve anında kol kemikleri kırılarak yüz üstü yere düştü. Düşen kafa taz zemine çarparak parçalandı.

Kolayca aralarından iki kişi ölmüştü ama, kalan süikastçi tereddüt etmeden yaklaştı.

Hifumi sakince katanasını çekmiş, önden gelen adamın bileğini keserek geri dönen, katanasıyla da soluk borusunu kesip aldı.

Kana boyanmış adamı görmezden gelerek, onun arkasından gelen adamın ayak baş parmağına en güçlü şekilde vurarak ezmiş, tökezlediği an kalbini deşmişti.

Yandan bıçakla saldıran düşmanın göğüsünü omzuyla karşılayıp, duruşunu bozup açık verdiği an onun da kalbini deldi.

4 kişi kaldı demek.”

Kana bulanmış bıçağı indirerek, katil şeytan* kahkaha** attı.

Ç.N. Yavşak yazar “satsujin oni” yi nerenden buldun. **japoncasının anlamı yoktu bende çincesine baktım kahkaha diyordu öyle yazdım.

Hemen gelin. Hepinizi öldüreceğim.”





tags: oku Yobidasareta Satsuriku-sha Bölüm 005, Yobidasareta Satsuriku-sha Bölüm 005 manga, Yobidasareta Satsuriku-sha Bölüm 005 online, Yobidasareta Satsuriku-sha Chapter 005 bölüm Yobidasareta Satsuriku-sha Chapter 005 chapter, Yobidasareta Satsuriku-sha böiüm 005 yuksek kalite, Yobidasareta Satsuriku-sha Chapter 005 manga scan, ,