Cilt01 – 004 : Kelimelerden Fazlası [İki Eski Maceracı]

Yobidasareta Satsuriku-sha Chapter 004 Yobidasareta Satsuriku-sha ArazNovel. ArazNovel
Font Size :

 

Çevirmen: Faen_the_1134

 

Hifumi kalabalığa karışarak, yavaşça kasabaya doğru yürüdü. Hifumi, kaleden ayrılırken, soylulara ait gibi görünen büyük konakların olduğu bölgeden geçti, 2 ve 3 katlı evler, çeşitli dükkanlar, tezgahlar ve bazı yiyecek arabalarıyla kaplı alana ulaştı.

 

Baştan çıkarıcı bir koku, ızgaralanan ve satılan bir çeşit et ve balık tezgahından geliyordu. Büyük kısmında sebze barındıran bir dükkandan, sıradan insanlar mutlu bir şekilde dedikodu yapıyordu.

 

Bir restorana ait yol kenarındaki bir masanın üzerinde, gaydalı* amcalar bir şey tartışıyorlardı.

 

*Gayda: Kamıştan yapılmış çift düdük ve tulumdan oluşan, tiz sesli, nefesli, İskoçların millî çalgısı.

 

Her yaştan erkek ve kadının geldiği ve gittiği, burada ki ve orada ki tüccarların duyulan sesleri, acele ve koşuşturmaya ekleniyordu.

 

(Ç.N. Sen ne anlatıyosun amk.)

 

Çeşitli kıyafetler vardı ama güzel denemezdi. Giyim sanayisi olabildiğince gelişmiş değildi, diye düşündü Hifumi.

 

Bu arada, Hifumi bir dövüş sanatları üniformasıyla kaplıydı, koyu mavi bir hakama*, ayaklarında ise spor tarzı bir ayakkabı. Ayrıca, bazı insalar Hifumi’ye bakıyorlardı, ancak hakama giyerek Japonya’da dolaşmayı adet edinen Hifumi endişelenmedi.

 

*Hakama: Geleneksel bol Japon pantalonu.

 

Kral beceriksiz olsa da, emrindekiler şehri oldukça iyi inşa etmişti. Bu kral oldukça şaşaalı yaşıyordu.

 

Hifumi karanlıktan madeni gümüş bir para alarak, tezgahtan biraz şiş aldı. Tezgahtar şişlerin tanesi 5 bakır para olduğu için sevimsizce bakıyordu, ama 2 şiş daha sunduğunda değiştirmenin lüzümsuz olduğunu söyledi. Yürüyerek yemek yerken, garip havalı dükkanı fark etti. Vitrinde sergilenen hiç bir şey göremedi, içine çeken özel bir şey yoktu. Girişte siyah bir kumaş asılıydı ve sert yüzlü bir adam kolları katlamış şekilde ona bakıyordu. Bir tabela olmasına rağmen, Hifumi okuyamadı.

 

Meraklandığı için seslenmeye karar verdi.

 

”Hey…”

 

”A…… Ne?”

 

Aniden konuşmuştuk, adam kaşlarını kaldırdı.

 

 

”Ne tür bir dükkan burası?”

 

”Tabelada yazıyor. Burası bir köle dükkanı ve senin gibi bir herifin işi yok.”

(Ç.N. Şu olay da isekai mangalarında iyice klişe oldu. Gir dükkana köle al birlikte maceraya çık. Bir kere de diğer dünyadan gelen köle olarak satılsın aq.)

 

”İşim yok mu? Tanıtım olmadan bile mi?”

 

”…Böyle bir şey, kölelerimizin en ucuzu bile 50 altına mâl oluyor, sizin gibi gencin ödeyebileceği bir miktar değil.”

 

Konuşmasını bitirirken, gözlerini tekrar sokağa döndürdü.

 

Bir köle, hah…?

 

Yürürken, geleceği düşünüyordum. Hifumi bu konuyu tekrar düşündü.

 

Önceki olaylarda, karakterleri okuyamadığını, madeni paraların değerlerini anlamadığını ve yeterli bilgiye sahip olmadığını fark etti. Tezgahlarda alışveriş yapmasına rağmen, değişikliği fark edemedi, bu yüzden dönüşüm oranını bilmiyordu. Eğer bir köleye sahip olursa, bu bilgileri elde edebilecek ve gelecekte pratik olacaktır. Yeterince parası vardı, her şeyden sonra, kale hazinesinin yarısına sahipti.

 

Biraz yüksek sınıf bir köle olsa bile, yeterli olacaktır.

 

İhanet durumunda ”sorunla ilgilenir”.

 

”Bir altın para, bunun gibi mi?”

 

Hifumi karanlıktan bir altın para çıkarıp, sert adama fırlattı.

 

”Ah?… Evet, ama bir ya da iki para…”

 

”Ellerini uzat.”

 

Hifumi, adamın bileğini kaptı ve yukarı doğru zorladı. ”Depodan” yaklaşık 30 altın çıkardı ve Hifumi’nin gücüne şaşırmış olan adama uzattı.

 

Yarısından fazlası dökülmüş ve dağılmış olsa da, Hifumi endişelenmedi.

 

”Hah?”

 

”Bu kadar nazik söylediğin için teşekkür ederim, ama mallarını görmek istiyorum, anladın mı?”

 

Şaşkınlıktan dili tutulmuştu, adam hızlıca altın paraları topladı, tavrı 180 derece döndü ve dükkanın içindeki Hufimi’yi yağladı.”

 

”B-Bekle burada lütfen, U-Ussstaaaa!”

 

Adam dükkanın derinliklerinde kayboldu ve başka biri çıktı.

 

Hifumi’nin çok uzun süre beklemesine izin vermeden, hafifçe giyinmiş bir adam, yine de kaliteli kıyafetler onu teslim aldı.

 

”Beklettiğim için üzgünüm. Ben bu mağazanın müdürüyüm. Kapı bekçisiyle uğraşmak ağzınızda kötü bir tat bırakmış olmalı…”

 

Gülümsemesine rağmen, bakarak değer biçiyordu.

 

”Büyük bir uğraş değildi. Burada köle almanın mümkün olduğunu duyduğum halde.”

 

”Bu sizin cömertliğiniz. Bu dükkan kesinlikle köle ticaretinde. Aziz müşteri, köle alımına başlayalım mı? Tabi ki, ilk sefer alıcısı için biraz bu konuyu açıklayabilirim.”

 

”Ah, gerçi utandırıcı, taşradanım, yani lütfen her şeyi açıklayın.”

 

”Peki öyleyse…”

 

Müdür kısaca açıkladı ve ana noktara deyindi.

 

 

  • Bunlar Suç köleleri ve Borç köleleri, aileleri uğruna satılan köleler ya da köylerde* gerçekleştirme köleleri derler.

 

 

 

 

  • Suç köleleri için, hepsi ülkeye aittir ve madenlerde çalışmaya zorlanır, vb. Genellikle satılmazlar.

 

 

 

  • Genel olarak, burada satılan sadece 2 tür köle vardır: borç ve gerçekleştirme köleleri.

 

 

 

 

  • Kaçırılan ve köleleştirilmiş insanlar olmasına rağmen, bu tür köleleri elde etmenin çok yüksek bir cezası olduğu için, çoğu tüccar bunlarla ilgilenmez.

 

 

 

  • Kölenin eylemleri özel sihirle dolu bir dövme ile sınırlıdır, sahibine karşı isyan etmesi mümkün değildir.

 

 

 

  • Kölelerin hakları olmasa da, birini sebepsiz yere öldürmek suçtur.

 

*Köylerde: İnglizce çevirisi biraz mantıksızdı galiba ana katarkterin taşralı olmasına atıf yapıyor.

 

”Bir sebebinin olması gerekli mi?”

 

”Korkarım öyle. Usta veya aileleri, dövmede belirlenen sınırlamalar nedeniyle doğrudan köleye zarar veremeseler de, ustaya ait olanlar çalınırsa veya ustanın bir arkadaşı zarar görürse, bu bir suç değildir.”

 

”Kanıt gerekiyor mu?”

 

”Usta’nın tanıklığı yeterli.”

 

Yasanın boşluklarla dolu olduğunu anlayınca, Hufimi içini çekti.

 

Gözlerini kapattı ve bir anlığına düşündü, müdüre sordu.

 

”Şu an burada koşullarıma uyan bir köle var mı? Para mesele değil.”

 

Müdür göğüs cebinden bir demet parşömen çıkardı, yakındaki bir masada tüyü mürekkebe daldırdı ve sonraki kelimeler için bekledi.

 

”Yeterli güce sahip olmalı, uzun seyehatlere dayanabilmeli, okuyup yazabilmeli. Ayrıca beni bir savaşta koruyacak kadar güçlü olmalı.”

 

Söylenenleri hızla karaladı*, müdür aniden baktı.

 

”Kadın ya da erkek, hangisini tercih edersin?”

 

”İkisiden biri ferketmez. Problem yetenekleri.”

 

”Kesinlikle. Hazırlayacağız, lütfen bir süre bekleyin.”

 

Müdür Hifumi’yi dükkanın içine doğru yönlendirdi.

 

”Burada, ihtiyaçlarınızı karşılan ürünler.”

 

”Konuşabilir miyim?”

 

”Tabi ki. Sorun olmaz.”

 

Hifumi tarafından tutulan oda genişti, kelepçeli 10 kadın ve erkek duvara karşı dizildi. Basit, kirli tunik giyenler, Hifumi’ye karşı tereddütle baktılar. Ne tür bir insan onları alacaktı, kaderleri o kişinin elindeydi.

 

Hifumi, kölelerin gözünde nasıl göründüğünü hayal etti.

 

Hifumi para kazanmak için güç bela yeterli yaşta görünüyordu. Bir tüccar, soylu ya da varlıklı görünse bile…

 

Görünüşünü hatırlayarak, alaycı bir şekilde gülümseyerek, durumun böyle olmadığının farkına vardı.

 

Aniden, sıraya giren köleler arasında, yan yana iki kadın Hifumi’nin dikkatini çekti.

 

 

Birisi küçük yapılıydı, boyu Hufumi’nin boynuna ulaşıyordu, ince mavi saçlı ve zümrüt yeşili gözleri vardı.

 

Diğeri neredeyse Hifumi ile aynı boydaydı, sert ve sıkıcı bir vücudu sahipti, kırmızımsı  gözlere ve kahverengi saçları vardı.

 

Şehirde de görmüştü ama, bu saç ve gözleri yakından görünce kutuplar gibi ayrık olduğunu fark etti… İkisi de güzel yüzlere sahipti. Gerçekte, genelev yöneticilerinin alacağı kölelere benziyorlardı.

 

”Sen ve diğeri. İsim?”

 

”…Origa”

 

Küçük olan solgun bir sesle cevapladı, Kahverengi saçlı ise cevap vermedi. Acımasızca bakan gözleri görmezden gelen Hifumi, Origa’ya sordu.

 

”Peki, Origa, ne yapabilirsin?”

 

”…Rüzgar ve su büyüleri kullanabilirim. Dışında…”

 

Biraz tereddütten sonra, nefesini tuttu, sarsak bir biçimde devam etti.

 

”Geceleri de, eşlik edebilirim…”

 

”Origa!”

 

Origa’nın mırıltısına, kahverengi saçlı sesini yükseltti.

 

”Böyle bir kişi tarafından satın alınacak! Bizi satın alan sapık bir soylu, ne kadar tatsız…”

 

”Böyle bir şey! Bu adamın nasıl birisi olduğunu anlamıyor musun?” (Müdür)

 

Müdür, elindeki kırbacı kaldırarak yaklaştı ama, Hifumi elini kaldırarak onu durdurdu.

 

 

Kahverengi saçlıya Kasha deniyormuş gibi görünüyordu.

 

18 yaşındaki Hifumi’nin başkaları gibi cinsel bir isteği vardı ve kadınlara antipati duymuyordu.

 

Bu duruma karşın, insanların yaşamlarından mahrum etmenin memnuniyeti onun isteklerini bastırıyordu…

 

Anormalliği fark ettirmeden, Hifumi, Kasha’nın ellerine gelişi güzel bir biçimde baktı.

 

”Kasha, değil mi? Bir kılıç için iki elini de kullanıyorsun. Ek olarak, aynı anda çift elle de kılıç kullanabilirsin.”

 

”Na- Nasıl?”

 

”Genel olarak, başparmak, işaret parmağı, ve avuç içindeki kas haraketlerinden yeteneklerinizi anlayabilirim.”

 

Sadece Kasha değil, Origa ve Müdür bile ne diyeceğini bilmiyordu.

 

”Kesinlikle, Kasha çift kılıç kullanıyor, yetenekleri bir maceracı olarak tamamen yararlı. Origa, Kasha ile yan yana çalıştı, büyü kabiliyeti oldukça yüksek. Her ikisi de büyük miktarda para yüzünden Borç köleleri oldular.”

 

Müdür konuşmasını tamamladı.

 

Origa ve Kasha tatsız bir ifadeyle dinlemişti.

 

Maceracı, hah… Belki de fantezi romanlarında var olan bir meslek, canavarlara ve şeytanlara boyun eğdirmek ve partiler kurarak para kazanmak. Ama bu dünyada, maceracı ne tür bir meslek?

 

”Tamadır. Siz ikinizde karar kıldım.”

 

Hifumi’nin ifadesinde soğuk bir gülüş vardı.

 

”Gelecekte seyehat etmeyi planlıyorum. Fiziksel güç önemli, savaşların olması muhtemel. Bana ihanet etmeden takip ederseniz, size eğlenceli bir hayat sunuyorum.”

 

”Ne diyorsun? Köle olarak eğlenceli bir hayat?”

 

”Takip edeceğim.”

 

Origa kısık bir sesle Hifumi’yi yanıtladı. Zümrüt yeşili gözleri ona bakıyordu. Biraz korkmuştu, gözlerinden yaşlar süzülmüştü.”

 

Adamım, buraya geldiğimden beri kadınları korkutuyorum.

 

Hatalarını gözden geçirdikten sonra, merak etti. (Kasha için ne yapmalıyım?)

 

Kasha sarsılmıştı.

Neden bu adam anlaşılamaz bir şey yapıyor?

Origa neden bu adamı takip ediyor?

Önündeki adama baktı.

Gülümsemesine karşın, omurgası donmuştu.

Bu adam tehlikeliydi. İçgüdüsü alarm çalıyordu, bu adam tehlikeli şeylere atlamaktan çekinmezdi.

Bundan ziyade, gözlerinin dibindeki karanlık Kusha’nın kalbine endişe getirdi.

 

Ancak, Origa’yla kalmaktan başka seçeneği yoktu.

 

”…Anlaşıldı. Nasıl olacağını anladığım halde, Origa ile birlikte beni de almanı istiyorum.”

 

Dedi Kasha, Hifumi’ye karşı alkışladığı elleriyle.

 

”Karar verilmiştir!” (Müdür)

 

 

Hifumi, dövmenin mekanizmasını tam olarak anlayamadığı halde, sözleşmeyi tamamlayan Kasha ve Origa’nın omuzlarındaki dövmelere biraz kan sürdü, sözleşme tamamlanmıştı.

 

İkisi için de ödenen miktar 600 altın paraydı.

 

Miktarın tamamını nakit olarak ödemesi Müdürü şaşırtmıştı, Origa ve diğerleri de, ancak müşterisinin nadir bir kara büyü kullanıcısı olması daha şaşırtıcıydı.

 

”Çok gizemli birisi. Giysilerine dayanarak uzak bir yerden geldiği açık olmasına rağmen…”

 

İlk başta, Müdür, Hifumi’yi analiz etmeye çalışıyordu, ama şimdi bir onur konuğuymuş gibi davranıyordu, bunu kanıtlarcasına çizim odasında tatlı ve çay sunuyordu.

 

Kanapede oturan Hifumi’nin arkasında, Origa ve Kasha, kelepçeleri çıkarılmıştı, her ikisi de basit tunikler giyiyordu.

 

”Bu iyi bir alışverişti. Elbette, daha fazla köleye ihtiyacınız olduğunda bizi ziyaret edin.”

 

”Ah, ben de biraz iyi alışverişler yapabildim.”

 

Tatlıları bir beze sardıran Hifumi, dükkanı köleleriyle birlikte terketti.

 

Şehrin huzursuzluğu ve gürültüsü tarafından karşılaşan Hifumi, güneşe baktı. Eğer bu dünyada aynı anda ”gece ve gündüz”* olabiliyorsa, şu an öğle olmalıydı.

 

*Not: Dünya’nın yuvarlak olmasından bahsediyor.

 

”Acıktım.”

 

Sabah pratiğinde zaman su gibi akmıştı, ve sadece tezgahtan aldığı atıştırmalıklara duruyordu. Adam akıllı bir yemek istiyordu.

 

”Yemekleri güzel olan herhangi bir yer biliyor musun?”

 

”Bu durumda, önceden gittiğim bir lokanta vardı… Şurada.”

 

Hifumi’nin sorusunu Kasha cevaplamıştı.

 

”Saygı ifadesi kullanmak için kendini zorlama, gerekli değil.”

 

Dedi Hifumi sakin bir yüzle, bir süre öncesinden farklıydı.

 

Başkalarını rahatsız eden kibirli ve bencil bir standardı olmasına rağmen, ailesine kibardı. Biri düşman değilse, insanca davranırdı.

 

”Pekâla, önerilen lokantayı deneyelim. Ah, bu doğru…”

 

Ne Origa ne de Kasha onun ne dediğini anladı, ama konuşmaya devam etti.

 

”Bu krallığın Kraliyet Ailesi tarafından aranıyorum, ayrılmamız gerek.”

 

 





tags: oku Yobidasareta Satsuriku-sha Bölüm 004, Yobidasareta Satsuriku-sha Bölüm 004 manga, Yobidasareta Satsuriku-sha Bölüm 004 online, Yobidasareta Satsuriku-sha Chapter 004 bölüm Yobidasareta Satsuriku-sha Chapter 004 chapter, Yobidasareta Satsuriku-sha böiüm 004 yuksek kalite, Yobidasareta Satsuriku-sha Chapter 004 manga scan, ,