Novel İnceleme: The Novel’s Extra

Merhaba gençler ben canı sıkılan admininiz Shın nasılsınız?

Ben gördüğünüz gibi sıkılıyorum napıyım :{ . Dedim madem sıkılıyom okuyucularımıza bi inceleme yazam. 😀

İlk önce bu seriyi seçmemin sebebi ilk bakışta bana tanıtımı falan çekici gelmemesine karşın okumaya başladıktan sonra İngilizce güncele kadar aralıksız okumam.

Şimdi aşşağı serinin kapağını ve tanıtımını atıyorum.

...

Bir gün uyanan Kim Hajin, kendisini tanıdık bir dünyada fakat tanımadık bir bedende buldu.

Kendi yarattığı dünyada, kendi yazdığı fakat hiçbir zaman bitiremediği hikayenin içerisindeydi.

Kendi romanının figüranı olmuştu. Hikayeye etkisi olmayan boş bir karakter.

Buradan çıkmaya dair elinde olan tek ipucu ana hikayeyi takip etmekti.

Ancak çok yakında anlayacaktı ki bu dünya, kendisininki ile aynı değildi.

(kaynak: Serinovel)

İşte tanıtımımız ve kapağımız bu şekilde ilk baktığımda “Ammaaan” diyip geçmiştim. Sonra can sıkıntısından okuyum dedim. demez olaydım ::D bırakamadım.

Serinin dünyası, güç seviyeleri, konusu, aklınıza gelebilecek, bir noveli novel yapan her şeyi şimdiye kadar türkçeye çevrilmiş olan novellerden çok farklı.

Bu novel üzerine anlatılacak  güzel, heyecan verici ve kalbinizi yerinden çıkaracak o kadar çok şey var ki hepsi spoilere giriyo ve bunu sizlere anlatacak olursam bu noveli okumanızın anlamı kalmaz.

O yüzden zamanınızın küçük bir kısmını ayırarak seri novele gidin ve çevrilmiş olan 14 bölümü okuyun – bu tam her şeyin yerli yerine oturduğu bölümler – şu anda çevirisine devam etmiyolar olsa bile – en azından bikaç aydır bölüm gelmiyo – eğer ingilizce bilenler veya google çeviri ile – biraz anlama konsunda seviyenizin yüksek olması lazım google çeviride- okursanız. Bu seride geçen aşk, intikam, aksiyon, kendini açıklayamamanın çaresizliği gibi her türden konularıyla kalbinizin bir köşesinde yer edecek ve aklınızda kalacaktır.

Bu seri gerçekten etkisinde kaldığım bir seridir.

Ve sözlerimi romanın bir kaç bölümüyle  bitiriyorum.

///

Vücudum ağırlaştı ve baş dönmesi kafamın içinden geçti.
Aklımı zorlukla alabildiğim bu durumda, içimde garip bir kuşku uyandı.
Bu dünya bir roman mıydı yoksa gerçeklik mi?
Birden, romanımda yazdığım cümleler kafamda belirdi. Romanımın içeriği canlandı ve Chae Jinyoon’un kahramanlık hikayeleri gözlerimin önünde parladı. Dilek Kulesi, yapay eserler ve Mucize Kulesi…

Ancak, bu şeyler artık gerçekleşemezdi.
İlk defa, bir kişiyi öldürdüğümün farkına vardım. İçimdeki bir şeyin sesini duyabiliyordum.
Bu dünya sadece bir romandı…
Bu bilinçaltımdaki inancın parçalanmasının sesiydi.

///

“Ne… şimdi ne yapmalıyım?”

Sessizce hıçkırarak akan gözyaşlarını gizlemek için başını indirdi.
Sonra alnı göğsüme dokundu.
Nefes alamıyordum.
Birdenbire daha önce ne düşündüğümü hatırladım.
Öğrenemediği sürece, bu ilişkiyi koruyabilirim.

“Ben, ben….”

Fakat Chae Nayun’un bir çocuk gibi ağladığını görünce bunun ilk başta imkansız olduğunu anladım.

“Huaaang ….”

Chae Nayun etrafımda kollarını sardı. Vücudumuz dokundu ve kucağımda ağladı.
Acı çekiyordum. Kalbim patlayacak gibiydi. Onu uzaklaştırmaya çalıştım, ama gitmeme izin vermedi. Aslında daha da yaklaştı. Hissettiğim acı sadece ikincil olarak güçlendi.